AglamaBebekim

Arkadaşlarla Arap düğününün fotoğraflarına bakıyorduk. Gelinin yüzünün garip beyaz rengi dikkatimizi çekti. Yüzündeki saç bitimlerinin ten rengi ise esmer kalmıştı! Çok çirkin görünüyordu!

 

(Bazı) Arap kadınları kimyasal maddelerle ten beyazlatma işini öyle abartmışlar ki, kimisi bu yüzden kısır kalıyormuş! Sağlık açısından tehlikenin diğer boyutlarını tahmin edebilirsiniz! Sade ve sadece kendilerini erkeklere beğendirmek için sağlıklarını tehlikeye atıyorlar! Bunu sadece Arap değil Asyalı kadınlar da yapıyorlar. Avrupalılar ise ten renklerini bronzlaştırmak için solaryumlara milyonlarca para harcıyorlar. Cilt kanserine yakalanma tehlikesine değinmeme gerek yok. Almanya’da 18 yaşından küçük gençlere solaryum yasağı getirildi.

Moritanyalı arkadaşım Aischa’ya kaç kardeş olduklarını sormuştum. Aischa saymaya başladı:
Ablam Moritanya’da evli, bir ağabeyim Cezayir’de tıp okuyor, iki ağabeyim Amerika’da yaşıyorlar, bir kızkardeşim Moritanya’da annemlerin yanında, diğer kızkardeşim…“
Ben: „Tamam tamam, devamını anlatmana gerek yok, ben aklımda tutamam hepsini…“ dedim…

Aischa daha 22 yaşında ama biraz hayat tecrübesi var. Okumayı ve çeşitli yerleri gezmeyi çok seviyor. Bazen Avrupalı gibi giyiniyor, bazen geleneksel kıyafetleriyle dolaşıyor. Geleneksel kıyafeti yaklaşık 4-5 metre kumaşın hem elbise, hem başörtüsü şeklinde vücuda dolanmış şeklidir. Almanya’ya okumaya gelmiş, birkaç senedir burada yaşıyor. Esmer tenli, şen-şakrak bir insan.

Moritanya  genelinde  üniversite sınav derecesinde ilk ona girmiş, fakat babası birinci olmadı diye pek sevinmemiş. Üç yıl nişanlı kalmış, sonra ayrılmış.

Aischa geçenlerde hurma alırken bize: „İki tane alırım, üç almam… Üç uğursuzluk getirir deyip bizi güldürdü. Nedeni ise üç talak ile boşanma imiş.

Aischa talak ve boşanmadan söz edince, konumuz mut’a nikahına geldi…
İkimiz de mut’a nikahının kandırmacalarından bahsediyoruz. Aischa mut’a nikahının sadece şiilerde değil, sünnilerde de çok yaygın olduğunu söylüyor…
Ben: Ama aradaki fark, şii imamlar mut’a nikahına cevaz verirlerken, sünni İslam alimleri mut’a nikahının geçersiz olduğunu savunuyorlar, diyorum.
Aischa: Mısır’da kadın bebeğiyle yalnız başına kalıyor, sonra elinde mut’a nikahı olan bir belge ile kendisini savunuyor. Bunu sünni İslami kuruluşlar da dahil olmak üzere, herkes kabulleniyor, diyor…
Ben: Eh, tabii ki, insanlar artık ne yapsınlar. Kendi başına bebeğiyle kalmış bir kadına daha ne denilebilinir ki? Toplumda kargaşa çıkmasın diye herkes bu durumları kabulleniyor ve kimse birşey diyemiyor…Nikahlıydı ve ayrıldı deniliyor…

Aischa’nın babası,  birkaç çocuğunu hayatın çeşitli koşullarına alıştırmak ve değişik tecrübeler edindirmek için şehir hayatından uzaklaştırıp, çöldeki bedevilerin yanına göndermiş. Bedevi çocuklar, Aischa ve kardeşlerini garip yaratıklar diye taşlıyorlar ve defolun gidin diyorlarmış. Bunlar bir süreliğine çölde bedevilerle birlikte yaşamışlar.
Aischa bunları bana anlatırken, ben gülüyor ve: „Aferin babanıza, benden selam söyle, onu çok takdir ettim, iyi yapmış! Bundan daha iyi bir nasihat ve terbiye yolu olamazdı“ dedim.
Benim elimden gelse, bütün şımarık ve tenbel gençleri çöllere gönderirim, gerçekten! Yalan ve abartı yok! Sonra oralara kameralar yerleştirir, gece-gündüz onları seyrederek kahkahalar atardım…Çok eğlenceli olurdu yaaa…Almanya’da davranış ve psikolojik bozuklukları olan, çok alkol tüketen, uyuşturucu kullanan, sağa-sola vuran şımarık gençleri bazı televizyon kanalları  adalara veya uzak çöllere gönderiyorlar. Yanlarına psikolog, eğitmen ve öğretmen de veriyorlar. Herkes onları seyredebiliyor. Birçokları o kamplarda kendilerini düzeltiyorlar.

Aischa Arap erkeklerinden yakınıyor. Can sıkıcılar diyor:

„Hiçbir hobileri yok. Sadece birlikte oturup sohbet ediyorlar. Tamam sohbet de olması lazım ama başka hiçbir şeye ilgileri yok. Evlenirsem fazla düşünmeden ve beklemeden evleneceğim. Düşündükce ve bekledikce erkeklerin bir sürü beğenmediğim karakterleri ortaya çıkıyor, evlenmekten vazgeçiyorum”…diyor.

Hint Filmleri İzleyen Romantik Arap Öğrenciler…
„Siz sabah 5’lere kadar ne yapıyorsunuz? Sesleriniz hiç kesilmiyor“ diye sormuştum Arap komşuma…“Film izliyoruz, sohbet ediyoruuuuz“ demişti Faslı Khalil…
Zehra: Hangi filmleri  izliyorsunuz böyle sabahlara kadar?
Khalil: Hint Filmleri…
Zehra: Gerçekten miiii? Ben sıkılırım yaaa, 3 saat boyunca yali-yali-yali muuu , caki-caki-caki heeey… Bütün filmlerin konusu hep aynı…

Arap öğrencileri Almanya’ya okumaya geliyorlar ama daha çok burada evlenip kalmak istiyorlar. Türk kızlarından yüz bulamayanlar, Alman kadınlarıyla evleniyorlar. Nadiren de olsa, Arap ve Türkler aşk evliliği yapabiliyorlar…

Arap Ülkelerinde modernleşme sadece internet, cep telefonu ve büyük bina inşaatiyle sınırlı…
Birleşmiş Milletler‘in (UN) Arab Human Development raporuna göre Araplar çok az  „Dini konusu olmayan“  kitaplar neşrediyorlar. Arap bilim adamları çok az sayıdalar, fazla patent üretmiyorlar. Modernleşme sadece internet, cep telefonu ve büyük bina inşaatiyle sınırlı kalıyor…Derinden bir gelişme lazım…
Kaynak:
http://www.arab-hdr.org/publications/other/ahdr/ahdr2009e.pdf

Suudi Arabistan’da kaset satışlarını gördüğümde çok şaşırmıştım. Halen ilahileri ve müzikleri kasetle dinleyenler var mı gerçekten??? Almanya’da kaset-çalar bile satılmıyor artık…

Birşey itiraf etmek gerekirse…
Umrede 47 derece sıcakta ben bile düşünemez hale gelmiştim. Sanki Siemens-Fırını içinde yürüyordum! Kur’an okurken baygınlaşacak gibi oluyor, neredeyse uykuya dalıyordum. (Uykumu almış olsam ve Kâbe’deki mescidin tavanında pervane dönüyor olsa dahi!). Sıcak ülkelerde dinç kafayla çalışmak çok zor oluyor. Yavaş hareket ediyordum. Kişiliğim bile değişmişti. Konuşmaya mecalim yoktu pek. Tahammül sınırım zorlanıyordu. Bu nedenlerden ötürü Arapları bir nebze olsun anlayabiliyorum…

Arapların anlayamadığım yönleri:

-       Bütün sene çok sıcak olmuyor ki…

-       Gündüz çok sıcak ise geceleri  çalışılabilinir…

-       Klimalı odalarda pekala ders çalışılabilinir, ilim-bilim üretilebilinir…

-       Araplar Almanya gibi soğuk memlekette de aynı tavırları sergiliyorlar. Tenbel, uyuşuk ve ilgisizler…Sabahlara kadar sohbet, öğlenlere kadar uyku…Sonrasında gezmeler…

-       Felsefe, sosyal bilimler  vs.  gibi bölümleri ciddiye almıyorlar. Bazı Arap öğrencileri benim okuduğum bölümleri duyduklarında „Bla, bla, bla…Sadece laf ebeliği “ diye gülmüşlerdi… Ben de onlara: „Bakın siz bu bilimleri ciddiye almadığınızdan zaten geri kaldınız. Bilim sadece teknik ile sınırlı değildir.“ demiştim. Kendileri Almanya‘da hep teknik bölümleri okuyorlar da…

Benim fikrim:
Almanya’da en şımarık ve tenbel Arap öğrencileri…Lübnan, Cezayir ve Fas’dan geliyorlar…
En çok Türk kültürüne benzeyenler bence Filistinliler, Suriyeliler; sonrasında Lübnanlılar ve Cezayirliler…Fikrimi bu konuda biraz değiştirdim, evet…

Deliren üniversiteli Arap öğrenci Ahmed’den haber var!
Yukarıda bahsettiğim Aischa’yı hatırladınız değil mi? Bu yazımda bahsetmiştim: http://www.haber7.com/haber/20100423/Beni-ikinci-hanimi-olarak-almak-istese-seve-seve-evlenirim.php

Aischa’dan aldığım bilgilere göre Ahmed Almanya’daki hastanede tedavi olmuş, sonra ailesi ve hanımının yanına Moritanya’ya gitmiş. Bayağı iyileşmiş, Almanya’ya diploma çalışmasını yazmaya gelmiş. Uçak tam zamanına göre denk getirilmiş. Fakat bir aksilik çıkmış, uçuşu 2 gün sonrasına almaya mecbur kalmış. Almanya’dan ayrılalı 6 ay 2 gün geçtiği için Almanya polisi vizesiz burada kalamazsın, memleketine dön ve vize alıp gel, demiş. Ahmed geri dönmüş, ama tekrardan vize alarak Almanya’ya gelmek istememiş bir daha…Babası tüccar imiş, maddi durumları iyiymiş. Babasının yanında çalışarak, belki iş yeri açarak güzel işler yaparmış. Zaten çok zeki ve çalışkan olduğu için zorluk çekmez diye düşünüyorum. Sağlık durumu yüzde yüz iyi olmasa da, yüzde seksen iyiymiş.
Bu hayat tecrübesinden neler öğrendik?
Araplar ve Türkler asla delirmezler(!), hepsi çok normaldirler(!)
Delirseler de belli etmezler canım(!) Bu utanılacak bir durumdur(!)
Benzer bir durumu Türk tanıdığımda da yaşamıştım!
Delirmek de bir hastalık türüymüş! Tedavi olunduktan sonra herşey düzelebiliyormuş!
Not: Bütün isimler değiştirilmiştir.

Bütün okuyucularımıza, ayrıca tıklayıp okumayıcılarımıza ve yorumcularımıza Hayırlı Ramazanlar dilerim…

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

 

 

 

 

Siz arabları bırakın da beni dinleyin

Türk aile yapısı giderek bozuluyor.boşanmalar had safhada.yasak ilişkiler almış başını gidiyor.genç kadınlar kocalarının dahi yanında insanı yiyecekmiş gibi bakıyorlar.mini kotlar revaçta çatal desen alıştık t short altında görünen alt üst ve diğer bilimum zevatlar tshort üstünde gibi duruyor.namus muhtelif yerden ibaret.gazetellerde aldatan kadınlar hikayeleri ii okunuyor.sitelerde gizli çekımlerle genç kızların onuru çiğneniyor.SİZ BEYLER BAYANLAR ÖNCE DÖNÜN ÜLKENİZDE KAYBEDİLENLERE BAKIN…

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 20:59 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

kçılar okusun Yirmialtıncı Mektub mektubat 26. mektub

Cay-ı dikkat bir hal: Türk milleti anasır-ı İslamiye içinde en kesretli olduğu halde, dünyanın her tarafında olan Türkler ise Müslümandır. Sair unsurlar gibi, müslim ve gayr-ı müslim olarak iki kısma inkısam etmemiştir. Nerede Türk taifesi varsa, Müslümandır. Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten dahi çıkmışlardır (Macarlar gibi). Halbuki küçük unsurlarda dahi, hem müslim ve hem de gayr-ı müslim var. Okuyun Üstad milliyetçiliği anlatıyor.Mektubat 26. mektup

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 18:12 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Arap

Fas, Cezayir, Tunus… Demek Arap sayılıyorlar… Yeni birşey daha öğrendik bu yaşımızda…

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 18:10 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Müsbet fikr-i milliyet İslama aykırı değildir.

Türk deyince neden kimyanız bozuluyor? Bizim savunduğumuz müspet milliyetçilik kafatasçolık değil: Türkün akıl ve adalet ile Kürdün kalb ve cesareti, Kafkasın savaş kabiliyeti, Mısırın zekası, İranın siyasi dehası, Arabın şecaatı.Herbiri kemalatlarını bir havuza akıtacak ve o havuzdan her biri küngan ile istifade edecek. Müsbet fikr-i milliyet budur.Allah dilemiş Türk adını tarihe yazmış bu övünmeyi değil Ümmetin sorumluğunu yükünü omuzlama bilincini aşılar hatırlatır zaten asırlardır yapılan bu

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 17:57 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

cihangire

cihangir milliyetçilikten daha büyük sapıklık var mı? ondan arınmayı dilesen daha iyi olmaz mı.

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 17:11 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Her türlü sapıklıktan

Allahım!..Her türlü sapıklıktan sana sığınırım..amin..

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 14:21 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

dışarıdan bakınca

yurdışına çıkın ve dışarıdan bütün dünyaya bakın iyi gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark adersiniz.ama bu iyi gitmeyen ne diye sorulduğunda bocalarsınız, ne diyeceğinize bir türlü karar veremazsiniz. İŞTE YAZARIN RUH HALİ BU. almanyada caddede yürüyün kurrallar muazzamama mutlu değilsiniz,ingiltere kurallarıda anlayamazsınız,fransada insanlık kayıp pislik diz boyu,çin melkler diyarı gibi fakat sıkıcı,arabistan cehennem çukuru, iran dünyanın yükü omuzunda…..vs kısaca kimsenin kimseden farkı yok her yeraynı

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 14:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

zehra yavuz hanımefendi allah aşkına trabzona gelin

trabzonda vadi adında güzel bir park açıldı.yeni köprünün ltında.tam ailelerin gidebileceği yer orası.ama türbanlı(ben de örtülüyüm)bir genç kızın sevgilisiyle alnen yaptığı şey(utanırım diyemem)kırk yıldır trabzonda yaşayan şahsımı ve çevremdekileri utandırmıştır.gel zehra yavuz gel de bak bu kız beddualık değil de ne

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 12:45 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Delirmenin Dünya çapında hızla yayılan bir

hastalık olduğu ve neden böyle çok yayıldığı hakkında kesin bilginin mevcut olmadığını, Arap veya Türklere has olmadığını, hızla yayıldığını ortaya koyanların Avrupalı araçtırmacılar olduğunu ve delirmemek için bir çok şey yapmak gerekirken, delirmek için bir çok nedenin olduğunu belirten bir yazı okudum. Şimdi sabahın erken saatleri ama gün içinde bu Almanca yazıyı buraya özetlemeye çalışacağım. Önemli olan delirme tehlikesini hafife almamak ve beyni muhafazaya çalışmak, ama nasıl?

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 05:41 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

türkiyedeki basit ve bağnaz insanlar

genelde islama düşman olanlar ve milliyetçiler arapları sevmez.birinci olarak arapları islamla özdeşleştirdikleri için din düşmanları arapları sevmez..ikinci olarak milliyetin ön plana çıkar buradada onlara karşı üstünüz falan fistan .kendileri çok mükemmel varlık sürekli tepelerinden nur indiği için arapları beğenmemeleri normal …

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 03:58 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

bu kadın umrede beddua eden kadın değilmi ?

araplarla ilgili bir takıntısı var sanırım !!!

Yorumun Devami

  • 12 Ağustos 2010 00:11 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ECDADIMIZIN KEMİKLERİ SIZLIYOR.

sadece turizm bölgelerimiz,denizi ve kumsalı bol bölgelerimizde yaşanan rezillikler bile bize ayıp ve günah olarak yeter.taksim beyoğlu taraflarında yaşanan rezillikleri bir görün.buralarda yapılan zinanın ve fuhşuyatın ve içilen içkilerin haddi hesabı yok.uyuşturucu ve kumar da cabası.inanın en gavur memlekette bile bu kadar rezilliği göremezsiniz.sözde müslüman bir ülkeyiz!!!yüce Allah C.C.belki de ülkemizdeki inançlı,namazlı-zikirli insanlar ve sahabe-evliya kabirleri hürmetine bizleri koruyor,kim bilir?

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 19:58 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

arapları eleştirmeden önce

kendimiz aynaya bakmamız lazım.kadın kızlarımız giyim kuşamda tarihimizdeki en rezil dönemi yaşıyorlar.mini etekler,daracık pantalon ve bluzlar,dekolteli elbiseler,kışkırtıcı kokular ve makyajlar.plajlarda adeta akraba olmuş yüzbinlerce kadın ve erkek.şu plaj kadınları binlerce haram bakışlara en mahrem bölgelerini cömertçe sergiliyorlar.inanın o cömertliği nikahlı kocalarından esirger bu tipler.arabistanda ise bırakın bu rezillikleri,kadının saç telini bile zor görürsünüz,ruhunuz ve nefsiniz huzura erer.

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 19:43 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ya türk kadınları

türk kadınlarının da göğüs büyütme, dudak şişirme kalça küçültme ve daha bi sürü çılgınlıklarına ne demeli.

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 18:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

haber7… uyarı!

gerçekten bu yazarınız takdire şayan.. bize bilmediğimiz şeyleri anlatıyor. yani işimize yarıyor söyledikleri. lütfen bütün yazarlarımız böyle olsun. ne bu ya. bir sürü eften püften bahseden yazarlşar var. bu arada sevgili yazar ben yazınızı okumadım okuyacağım. biliyorum, sürekli takip ediyorum sizi. siz iyi yazıyorsunuz.

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 17:32 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ALMANLARA ALLAH SABIR VERSİN

orada yaşayan Türk kardeşlerimiz ile başa çıkmak zor.Yazar hanıma tavsiyem Arapları yazarken aynı zamanda çevresini yani GURBETÇİ denilen kesimide konu alsın.Sayelerinde öyle bir imajımız varki 30 yıl sonra belki düzelir.Gidip görünce anlıyor insan yazar hanımın bahsettiği arap kesimin bir değişiği kendileri.

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 13:16 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ALMANYADA YAŞAYAN TÜRKLER

ile arapları toplayıp 2 ile çarpsanız her konuda (bilim-ahlak-kültür) biz Türkiye Türklerinin yarısı etmez

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 13:11 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

bu ne şimdi

anlamadum hiçbir şey.. bu arada tembel mi tenbel mi? tek tartışmaya değer konu budur bu yazıdaki :p hade bakalım kolay gelsin

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 09:46 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

anlamadım

Ne diyeyin .Vallahi hiç bişey anlamadım yazısından.Baştan sona kadar okudum..arabıdı türk idi moritanyalı idi almanyada idi filistin cezayir lübnan felan filan

Yorumun Devami

  • 11 Ağustos 2010 07:47 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Herkes çevresinde olup biteni yazar

Ne yazacaktık ya elbette etrafımızda olup bitenleri hakkında hiçbir bilgim olmayan birşeyi nasıl anlatabilirim evet tanıdığım Ürdünlü Arap anlattığım gibiydi ayrıca Bursaya her sene bolarap turist gelir şurda bir Bursalı olsada onları bir anlatsa

Yorumun Devami

  • 10 Ağustos 2010 23:13 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

saldırın saldırın Zehra Abla yol göstermiş durmayın saldırın

Yapılan tesbitin milliyetle birebir ilişkisinin olmadığı,birbirine zıt bir çok örneğin her milletten çıkabileceğini göz ardı edin.Kendimizi temize çıkarmak için başkasına çamur atmamız lazım ya, durmayın saldırın. Zehra Abla sana da bravo çizgini koruyorsun.Olumsuz örnekleri öne çıkarma,olumsuz üzerinden ders vermeye çalışmaya devam.Gerçi bu yalnızca senin yaptığın bir şey değil.Bir çok haber kaynağında bu var.Olumsuz örneklerden eleştiriden bunaldık.Hadi biz güzel örnekler olalımda insanlar bizi örnek als

Yorumun Devami

  • 10 Ağustos 2010 14:04 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İhtiyar bunakların

vaz-u nasihatıyla..heyecanını yitirmiş bir din ve milleti düşünün..sadece ahru ahere yönü çevrilmiş..dünya ile tüm alakası kesilmiş toplumlar kendine görünmez zincirlerle ördüğü farazi duvarları aşabilirmi..sürekli pis diye aşağılanmış ve tanrıya olan sevgiyi engellediği ileri sürülen tabiatı ve doğayı sevebilirmi.eşyanın melekütünde görünen harikalıklar hakkında FELSEFİ görüş belirtebilirmi.Eşyaya düşman yetiştirilmiş bir toplum, kendi hakkında bile yorum yapamaz..tanrının buyruğu varken köle kimki.?

Yorumun Devami

  • 10 Ağustos 2010 12:51 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İslamın Rönensansısımı..???

uyuşmuş bir toplumun yanında kalırsan..uyuşursun..Hz peygamber getirdiği devrim(Evolution) le onların bilincini açmış ve yeni ufuklar ortaya koymuş..Felsefe ve bilim alanında yeni paradigmalar oluşturmuştu…Tanrısal gücü dağıttığınız..şimşek..güneş..ay ve yağmur tanrıçalarını temisl eden kabedeki taşların bir gücü yok..onlar sembolleşmiş anıtlardır demişti..Peygamber sırf alışkanlığı kırmak için sembolleri yok etmeyi seçti..Yoksa tanrının gücü hala Tabiatta..kuvvette..güneştedir.. bunun neresi küfür…??

Yorumun Devami

  • 10 Ağustos 2010 10:23 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Bir sefil arap

Bende Türkiyede bir arabla tanışmıştım adamın tek derdi zengin olmaktı Ürdünlüydü ve bizim bir uzak akrabayla evliydi sonra boşandılar izlenimimTek derdi paraydı ,Türk düşmanıydı,İslamla alaksı yoktu Bayram namzına bile gitmiyordu,Tembellikten girdiği tüm işlerden atılıyordu,ahlaksızdı ve onursuzdu ,kadınları devamlı aşağılıyordu kısaca 5 para etmez sefil bir insandı tabi hepsi böyle olacak diye bir konu yık ama benim Arap tecrübem böyle bunların ne kendine nede başkasına faydası olmaz diye düşünüyorum

Yorumun Devami

  • 10 Ağustos 2010 10:06 – Toplam 0 kisi beğendi.

09 Ağustos 2010 15:09 – 25 Yorum – 17,797 Okunma
http://www.haber7.com/haber/20100809/Arap-kadinlarinin-yaptigi-cilginlik.php

2

Mayıs

433 Okunma

AglamaBebekim

Bilin bakalım bu kitabı kim yazdı? Necla Kelek isminde bir Türk Kadını! Müslümanları ve İslam’ı olumsuz yönde eleştirmeyi artık Avrupalılar yapmıyorlar. Kendi insanları içinden uygun birilerini seçip, bu görevi onlara „devrediyorlar“.
 

Almanya’da çok satanlar listelerine giren bu kitapları Seyran Ateş ve Necla Kelek gibi Türk kadınları yazıyorlar. Almanların bazı grupları bu gibi yazarları her yönden destekliyorlar.

Kitabın genel içeriği  muhafazakar Türk-Erkekleri, örf ve adetler, Türk-Erkeği modeli ve İslam ile alakalı. Kitabın yazarı bu konularla 15 sene boyunca araştırma yaptığını, değişik müslümanlarla, Almanlarla, hocalarla, genç Türklerle, hapishanedeki  psikologlarla ve oradaki müslüman erkeklerle görüştüğünü yazıyor. Yazdıklarının bilimsel kaynaklara dayandığını belirtiyor. Yazdıkları hayat hikayeleri toplumdan kendi seçtiği –genelde olumsuz- örnekler ve kendi görüşleridir. Bazen farklı kaynaklar da kullanmış fakat kitabın içinde hangi cümleyi hangi kaynaktan aldığını belirtmemiş.

Lafı fazla uzatmadan sizlere kitap içinden örnekler vermek istiyorum:

Kitabın başlarında doğu Türkiye, köy hayatı ve zor hayat şartlarında yaşayan bazı Türk kullanerkeklerinden bahsediliyor. Genç köylü erkeği başlık parasını ödeyemediğinden kızı kaçırıyor…Doğulu bir ailenin hayat hikayesi örnekler verilerek anlatılıyor. Mesela berdel, imam nikahı, fakirlik, gelinin kayınvalide yanında yaşaması, şehre göç, kadının evden kovulması, hayaller, islami adetler, hastalıklar, intihar…Vakti olanlar yazının son bölümünde kısa hayat hikayelerini okuyabilirler.

Ben daha da önemli bulduğum kısımları size kısa maddeler halinde yazdım. Vakti çok kısıtlı olanlar sadece 7., 14., 15., 16., 18., 19. ve 20. Maddeleri okuyabilirler:

1- Erkek çocukları müslüman-Türk kadını için önemli bir varoluş (simgesi). Erkek çocuk doğurduktan sonra vazifesini yerine getirmiş olup, „Gelin fiyatını“ ödemiş sayılıyor.
2- Erkek çocukları ataerkil düzene göre ailenin düzenini-sorumluluğunu üstlenirler.
3- Batılı giyindiği, namaz kılmadığı halde, kocasının yanında hizmetçi  rolünde  „tutuklu“ kadın. Sayfa 118.
4- Erkek çocuğu (Erkek) kadınlara emir verebilmeliydi. Sayfa 122.
5- Kız çocukları ergenlik çağından itibaren evlere kapatılıyor, küçük kardeşleriyle ilgileniyor, başlarını örtüyorlar. Yalnız başına dışarıya çıkmalarına izin verilmiyor. Baba ve erkek kardeşler kızların dışarıda neler yapabileceklerine karar veriyorlar. Sayfa 129.
6- Sünnet çocuklarının sonraki günlerde pansumanları acılı oluyordu. Sıcakta yaraları çabuk iyileşmiyordu. Sayfa 137.
7- Erkeklerin sünnet olması gerektiği Kur’an’da geçmiyor. Kâbe’ye hacca gidenler için sünnet bir mecburiyet. Birkaç hadiste de bu sünnetin  taklit edilmesi gerektiği bildiriliyor. Buhari-Hadis no. 6298, Müslim-Hadis no. 2370. Sünnet olmak, şimdiki zamanda sakal bırakmak gibidir. Sakal bırakanlar kendilerini inançsızlardan, müslüman olmayanlardan ve „temiz olmayanlardan“  ayrı tutmak için böyle yapıyorlar. Müslümanlar,  İslam öncesi Yahudilerde adet olan sünneti kendi sünnetlerine adapte etmişlerdir. Sayfa 138. (Bu yazdığım özet, kaynak belirtildiği için Necla Kelek’e ait görünüyor).
8- Aydın Türkler bile sünnetin faydalarından bahsediyorlar. Bazı ürologlar tarafından sünnetin zararları açıklandığı halde (Mesela Gérard Zwang), Almanya’daki Türkler sünnetten vazgeçmiyorlar. Sayfa 141.
9- Acılı tecrübe ve kayıp (Sünneti kasdediyor) iyi birşey olarak görülüyor, çünkü bu (müslüman) toplumunda kabul ediliyor-takdir ediliyor. Sünnet ile erkek çocukları ümmete aidiyet kazanıyor ve onların emri altına giriyor. Sünnetsiz erkek müslüman kadınla evlenemez, çünkü onu kirletir. Ben müslüman kadınlara sünnetsiz erkekle evli olduğumu söylediğimde inanmıyorlar ve tiksiniyorlar. Müslüman öğrencime, tanrının erkeğe o „Kabuğu“ verdiğini ve bu hediyenin neden kesilmesi gerektiğini sordum. Bana „Erkekler için bu bir imtihandır. Bu fedakarlığı kabullenmeyen, Allah’ın diğer buyruklarına da boyun eğmez“ cevabını verdi. Sayfa 143.
10- Erkek çocukları anneleri tarafından prens gibi şımartılıyorlar. Babaları tarafından yalnız bırakılıp sokağa gönderiliyorlar. Kadınları hakir görme alıştırmaları yapıyorlar. Sayfa 145.
11- Kitapta Almanya’daki müslüman ve Türklerin yaşantılarından bahsediliyor. Ayrıca yaşı küçük müslüman öğrencilerin cahilce yaptığı yorumlara da sanki bütün müslümanları temsil ediyorlarmış gibi yer veriliyor. Gençlerin aileleriyle değil, daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirdiklerini, Kur’an kursuna gittiklerini ve genelde başarısız olduklarını anlatıyor.
12- Bir Türk genci, başörtülü kızların isteyerek başörtülü dolaşmadıklarını söylüyor. Sayfa 160.
13- Genç Türk erkekleri hayatlarındaki hedefin evlenip, mutlu yuva kurmak olduğunu, hanımlarının şerefli ve sadık olması gerektiğini söylüyorlar. Sayfa 161.
14- Başlık: „Sevgisiz-aşksız bir hayat“. Devamı: „ Bakara Suresi, Ayet 223 – Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. (…)“. Cinselliğe İslam’da sadece evlilik içinde izin vardır. Erotizm ile fazla alakası yoktur, erkeklerin cinsel dürtüleriyle ve şiddet ile alakalıdır. Müslüman-Türk toplumunda kadının hakir görülmesi ve kötü muamele edilmesi, üzerinde konuşulmayan karanlık bir tabudür. Aslan (Erkeğin ismi) gerdek gecesinde herşeyi genel-evdeki gibi uygulamak istiyordu. Birşeyler yapmak istiyordu ama saatler geçse de başaramıyordu. Ertesi günü kanlı çarşafı vermesi lazımdı. Durumu teyzesine anlattı. Teyzesi gerdek odasına girip, gelinin bakireliğini parmağı ile bozdu, gelin bağırdı. Teyzesi kanlı çarşafı aileye göstermek için dışarıya götürdü. Sayfa 165 ve 166.
15- Erkeklerin çoğunun genelevi tecrübeleri var. „Or..pu, f.hişe“ gibi küfürleri çok sık kullanıyorlar. Kadın cinsel isteğini yerine getirmezse dövmeyi çok normal buluyorlar. Erkeğin tatmin olması ve dölünü akıtması gerekli. Bir erkek: „Bir kadınla cinselliği yaşayamayacaksam, onunla daha başka ne yapabilirim?“ diyor. Sayfa 169.
16- Muhammed dişi tanrıçalar Allat, Al-Ozza ve Manat’ı lanetledi, sembollerini tahrip etti, dişi korumalarını öldürttü. Dişi tanrıçaların üzerindeki galibiyet aynı zamanda erkeğin kadın üzerindeki galibiyetiydi. Muhammed kadınlara güvenmiyordu, erkeklerin de içgüdülerini kontrol altında tutabileceğine güvenmiyordu. Muhammed’e göre akılcılık ve özdenetim yoktu, sadece kullandürtülerin kontrolü ve tatmini vardı-erkekler için.
17- Kur’an’dan  4. Sure Ayet 34’ün bir kısmı örnek veriliyor: “Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün”.
18- Cinsel ilişki mütedeyyin müslümanlar arasında ve İslam’da pis bir eylem olarak algılanıyor, bu yüzden ilişki evvelinde kısa dua okunuyor ve sonrasında yıkanılıyor. (Çarpıtmalara ve yalanlara bakın!) Fatima Mernissi’den alıntı yaparak: “(İlişkide) çeşitli ritüellerle duygusal bazda uzaklaşılır ve cinsel haz en esaslı görevine indirgenir: Orgazm ve üreme. İslam’ın bildirisi güzel olsa da, insanlığın sadece erkeklerden ibaret olduğunu düşünüyor”. Sayfa 171.
19- Diğer sayfalarda Türklerin ataerkil toplumundan, baba dayağının kabul edilmesinden, aile diktatörlüğünden, erkeklerin eşlerini seks objesi olarak gördüklerinden, erkek-kız çocuklarının birbirinden ayrı büyütülmesinden, müslüman Türk erkeklerinin sevgisiz büyütüldüklerinden ve Allah korkusuyla yetiştirildiklerinden, dünyayı siyah-beyaz görmelerinden, duygularını geliştiremediklerinden, soru sormanın “yasak” olduğundan,  töre kanunlarının kabul edilmesinden ve bunlara sorgulanmadan riayet edildiğinden, problemler hakkında susulmasından, Kurban Bayramı’ndaki vahşi durumlardan (bütün ayrıntılarıyla hayvanların nasıl can çekiştiğini-işkence edildiğini ve Hürriyet Gazetesi’nden alıntılarla) ve kurban kesmenin  Muhammed’in bir efsaneden alıntı ettiğini (Sayfa 191), hocaların kaderciliğinden, camideki 3-4 yaşlarındaki bir çocuğun namaz kılınırken ne kadar korkulu gözlerle baktığını ve babasına sarıldığını (Sayfa 205), hocaların din adamından ziyade Türkiye tarafından ücreti ödenen İslam diplomatları olduğundan (Sayfa 207), dinin daha çok taklit edildiğinden, ezber yapıldığından, şeriatten ve diğer İslam Ülkeleri’nden, bazılarının ev ve cami arası yaşadıklarından, bir hocanın yardım parasıyla geçindiğinden, internetteki fetvalardan bahsediliyor.

20- Kitabın 227. Sayfasında şöyle yazıyor (“Müslüman-Türk” bir kadının görüşleri): İsa arkasından kanun bırakmadı. Havarileriyle Muhammed gibi konuşmadı. Matthäus-Evangelium’da (13-15) -yani İncil’de-  İsa insanlara “Kalpleriyle anlamalarını” söylüyor. (…) İslam otoriter bir din ve üstün hakikat ile hareket ediyor. Müslüman kişi kabul etmeli, itaat etmeli. İsa ise insanların kendilerine güvenmelerini, inanmalarını telkin ediyor ve korkmamalarını öğütlüyor. Ama Kur’an’da inanmayanları kovalayın ve onları dost edinmeyin deniliyor. (Sure 4, ayet 89). Tanrı-oğlu (İsa)  korkulacak birisi değil. (…) Eski Ahit ve Kur’an kanlı-şiddetli olaylardan bahsederken, Yeni Ahit sevgi ve ümidin bildirisi. İsa’nın bildirisi bana çok yardımcı oldu. Müslüman-Türk dünyasının kontrolünden kaçtım. Ahiret korkularından kurtuldum. Hıristiyanlığın ümitli bildirisi kendime güvencimi kazandırdı. “Biz”den kurtulup “Ben” oldum.

Kitaptan kısa hayat hikayeleri, dikkat ederseniz hep hapishaneye düşen erkeklerden bahsediyor:

1-     Hapishanedeki Mehmet isimli Kürt Erkeği
Mehmet 1967 senesinde doğduğunu tahmin ediyor. Çok çocuklu aileden geliyor. Ailesinin arazileri, hayvanları, dükkan ve oteli bulunuyor. Dedesi Atatürk’ün inkilapları neticesinde isyankar olmuş. Mehmet PKK için uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından Almanya’da hapishanede yatıyor. Başkalarının yüzünden hapis yattığını düşünüyor, hayatı hakkında sorumluluk üstlenmiyor. Gençliğinden beri Türklere karşı intikam, çatışmayla uğraşıyor ve aşiretinin emirleri altında yaşamış. Herşeyi doğru yaptığından emin. -Mehmet’in hayat hikayesi ayrıntılarıyla anlatılıyor.-Sonrasında özellikle aşiretlerin intikam hırsları, aşiretlerin kendi koydukları kanunlar ve şeriattan (Kur’andaki kısas-diyet ayetleri 2/178 ve 17-33 örnek verilmiş) ve Türkiye Devleti‘nin ciddiye alınmadığı şeklinde açıklamalarla devam ediyor, burada kısa kesmek istiyorum.
Mehmet’e yaptıklarından pişman olup olmadığı soruluyor: „Ben herşeyi ailem için yaptım. Babam bana silah verip dağa gönderdiyse bile, oğulları için en iyisini seçti. Biz savaştayız. Türkler suçlu. Bizi rahat bıraksınlar, işlerimize karışmasınlar. Türkler de kim oluyorlarmış?“ diye cevaplıyor.
Not: Türklerden bahsedilirken, Kürtler de örnek veriliyor. Almanlar Türk, Arap ve Kürdü ayırd edemiyorlar zaten. Dikkat ederseniz Mehmet zengin bir aileden geliyor, yoksulluk yüzünden dağlara düşmemiş.

2- Hapishanede Adem isimli Erzurumlu -zengin bir aileden- Kürt erkeği:
Adem orta yaşlarda (1956-60 yılları arasında doğduğunu tahmin ediyor) bir Türk erkeği, hanımını bıçaklayarak yaraladığından hapiste yatıyor. Hayat hikayesi siz Türkiyeliler’in bildiği  zor hayat şartları içinde geçmiş. Annesi vefat etmiş. Üvey annesiyle büyümüş. Babası vefat etmiş. 15 yaşında evlenmiş, 19 yaşındayken 2 çocuk babasıymış. Sonradan Almanya’ya gidiyor. Yıllar sonra boşanma arefesinde hanımını bıçaklıyor. Adem, evliliğin, „Onlarda“ iki kişinin izdivacı olarak değil, iki erkek (aile reisi) arasında alışveriş olduğunu söylüyor.

3- Hapishanedeki kolonya kokulu Yılmaz, kadın tüccarı:
Yılmaz kısa boylu ve saygılı bir erkek, alevi, Türkçe’yi iyi derecede konuşuyor. BMW sürüyor, saçları uzun ve arkadan örgülü. Ayakkabıları sivri ve parlak. Sevginin nasıl hissedildiğini bilmiyor. Yazara „Abla“ diye hitap ediyor. 17 yaşında babasını kaybetmiş. Amcası nüfus kaydını değiştirip onu 3 yaş büyültmüş. Askerden sonra genç yaşta Almanya’dan bir kız ile evlendirilmiş. Hanımını ilk defa düğünde görmüş, birkaç yıl sonra ayrılmışlar.

4- Yazar bundan sonra hapishanedeki Rahman isimli İranlı bir erkekten bahsediyor…1979 senesinde doğmuş…Yine zor  şartlar altında yaşanan bir hayat hikayesi…

5- Diğer tutuklu Almanya’da büyüyen 28 yaşındaki İbo. İbo’nun ailesi iç Anadolu’nun küçük bir köyünden geliyorlar. Meslek eğitimini yarıda bırakmış. İbo hapishaneyi ceza yeri olarak değil, disiplin yeri olarak görüyor…Annesi sabahları kahvaltısını hazırlarmış. Sonrasında eğlenmeye gider, cinselliğini özgürce yaşar, içki ve uyuşturucu ile günlerini geçirirmiş. Domuz eti de yiyiyormuş. Uyuşturucu bağımlısı olmuş, borç içinde kalmış. Problemleri hakkında ailesiyle konuşmuyormuş. Kendisini ve ailesini dindar olarak tanımlıyor. Hapishanede domuz eti yemeyi ve içkiyi bırakmış.

Çok kısaca özetlediğim hayat hikayelerine burada son vermek istiyorum.

Önemli: Kitapta bazen yazar hanım (Necla Kelek) düşüncelerini belirtiyor, bazen de hayat hikayesini anlattığı kişinin dilinden birebir aktarıyor.
Tercümeler bazen kelime kelimedir, bazen özet manaları içerir.

İslam’ı ve müslümanları eleştiren yayınlar Almanlar tarafından ne kadar ciddiye alınıyor?
1990’lı yılların ortalarından beri İslam Alman Medyası’nın ilgi odağı oldu. Bilhassa 11 Eylül olaylarından sonra müslümanların her yaptıkları ve söyledikleri manşetlere taşınır oldu. Reytingleri yüksek tutmak için genelde olumsuz örnekler veriliyor. İşin içinde gizliden İslam düşmanlığı da var tabii ki. Bu tarzdaki hayat hikayeleri Almanları da baydı artık. Müslümanlar hakkında önyargılı olanlar, olumsuz haberleri hemen kabulleniyorlar. Aklı başında olan Almanlar ise daha çok araştırıyor ve sorguluyorlar.
Sıra şimdi İslam Medeniyeti ve İslam Felsefesi’nde. En önemlisi ise, Almanlar artık müslümanlar hakkında olumsuz konuşmak yerine, onları daha yakından tanımak istiyorlar. Müslümanların üzerine bu konuda birçok görevler düşüyor.

Necla Kelek’in kitabı üniversitede bilimsel kaynak kitap olarak kabul edilmiyor.
Necla Kelek gibi birisinin Alman İslam Konfaransı’nın daimi üyesi olması üzülecek bir durumdur.

Feridun Zaimoğlu gibi saygın bir Alman-Türk yazarı bu gibi yazarlar hakkında „Aydınlanma-Histerikleri“ kelimesini kullanmıştır.

Necla Kelek kimdir?

İstanbul’da doğdu. 10 yaşında ailesiyle birlikte Almanya’ya yerleşti. İktisat ve sosyoloji okudu. Din ve göç konularında araştırmalar yaptı; (…). Alman İslam Konfaransı’nın daimi üyesidir. Hamburg ve Berlin’de serbest yazar ve yayıncı olarak yaşamaktadır. (…)
Kaynak: http://sanatkop.com/index.php/necla-kelek-kimdir/
Kaynak kitap: Die verlorenen Söhne. Plädoyer für die Befreiung des türkisch-muslimischen Mannes, Necla Kelek. 2. Baskı.Ekim 2007, München.
Kitabın Türkçe ismi: Kaybedilmiş erkek çocukları. Müslüman-Türk-Erkeğinin kurtuluşu için savunma söylevi.

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

22 Temmuz 2010 15:04 – 34 Yorum – 6,938 Okunma

http://www.haber7.com/haber/20100722/TurkErkeklerini-ve-Islam8217i-karalayan-Almanca-kitap.php

YA BU ALMANCILAR BİZİ NE HALLERE DÜŞÜRDÜ

bunlar yüzünden avrupa bizi yanlış tanıdı

Yorumun Devami

  • 31 Temmuz 2010 20:00 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Kimseye okutmazlar derken kastım, bu kitapları yayınlayanlar ile

reddiyeyi yayınlacak kişiler bambaşka okuyucu kitlesine hitap etmektedir ve büyük ihtimalle birbirlerinden habersizdirler. Demek istedimki, bu kitabı bastırıp yayınlayanlar senin reddiyeni basıp dağıtmayacaklarından onların ulaştığı kitleye senin ulaşman mümkün değil. Ve zaten sana gelipte senin reddiyeni ulaşacak insanın böyle reddiyelerle kafasını allak bullak etmektense ciddi İslami eserleri okutarak daha doğru ve ciddi bilgi edinmesine sebep olabilirsin. Ebu Cehillere laf yetiştirmek zorunda değiliz.

Yorumun Devami

  • 27 Temmuz 2010 00:17 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Bu yüzden senin yazmayı tavsiye ettiğin reddiye ciddi okuyucuyu

zaten ilgilendirmediği için böyle manipulativ kitaplarla ve reddiyeleriyle zaman kaybetmeyi israf kabul ediyor. Yani sen reddiye yazarken aynı zamanda Kelekin fikirlerinide serdetmek zorundasın ve istemiyerek onun fikirlerinide yayacaksın. Halbuki böyle kitaplarla ancak panellerde ve bire bir tebliğlerde mücadele daha faydalıdır. Çünkü İslama düşmanlığı ayan beyan kişilerin bir sürü kitabı var ve onların hangi birine reddiye yazacaksın. Halbuki hakkı arayanlar, hakiki müslüman bulup kitap ısmarlıyorlar.

Yorumun Devami

  • 27 Temmuz 2010 00:10 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Mustafa kardeşim, Almanlar bir Kuran tercümesi bile ararken artık ciddi

müslümanlara soruyorlar: Hangi Kuran tercümesini tavsiye edersiniz, diye. Bunun manası, Avrupa Kültüründe büyümüş ciddi arayış içindeki insanlar, kendi insanının ne kadar şeytan ve manipulist olduğundan haberdarlar ve Kuranı tercüme ederken bile mağluk ve çok imalı kelimeler kullanarak kendilerini Kuran tercümesini dahi kullanarak İslama düşman edebileceğini biliyorlar ve samimi, dinini yaşayan müslümanlardan bilgi temin etmeye gayret ediyorlar. Ancak kelekleri zaten bilerek Kelekin kitabına yöneliyorlar

Yorumun Devami

  • 27 Temmuz 2010 00:03 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

TUTARSIZ İDDİALARDA BULUNMAMAK GEREKİR

Tutarsız iddialarda bulunmamak gerekir. İnsanlar çok çeşitli olabildiği için, hiçbir konuda ve bazı kitapların kimsenin umurunda olmamasında, genelleme yapılamaz. Yazılacak reddiyeyi kimseye okutmamak için basımını mı, satışını mı, internetten yayınımını mı engelleyecekler, yoksa her Almanın başına bir Gestapo mu dikecekler? Aklı başında Almanın ne yapıp ne yapmayacağı tartışılabilecek geniş bir konudur ve Külekin kitabına merak saikasıyla bile olsa bakabilir. Anlamak konusunda bir ders, böyle verilmez!..

Yorumun Devami

  • 26 Temmuz 2010 09:29 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

bize ait her şey fetihin kolları gibidir..?

Bir kişi müslüman ise..onun yazdığı her şey İslama hizmet hesabına geçer..ve hatta İslamdan sadece Kelime-i Şehadet kadar hissesi olsa bile..yazdığı her şey başka milletlere nur dağıtır..onları İSLAM DİYE BİR DİN VARMIŞ diye sorgulamasına neden olur..yani müslümanın her hareketi ZAHİREN ŞER OLSA da gerçekte hayırdır..Zehra bacımıza BU ÇOK GÜZEL YAZISI için sevgimizi sunar..İslamın renkleri arasındaki yolculuğunda EMPATİ yapmasını bilen..kendisi bilmesede Amazonların bir temsilciside onun olduğunu söyleriz.

Yorumun Devami

  • 26 Temmuz 2010 08:36 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Mustafa NUTKU arkadaşımız galiba işin hinoğluhinliğini hala

anlamadı. 1. Bu kitaba reddiye hiç kimsenin umurunda değil, Kelekin kitabıda aslında kimsenin umurunda değil. Bu kitabın bir tek gerekçesi var: Müslümanlığa meyledebilecek Alman gençlerine bu kitabı tavsiye edip beyinlerini ve kalplerini allak bullak etmek. Bu yüzden yazılacak reddiyeyi zaten kimseye okutmazlar ve aklı başında Almanlar zaten Kelekin kitabına dönüp bakmazlar bile. 2. Gaye, İslamı müslüman adı taşıyan birinin kaleminden kötületmek, çünkü kendi hezeyanlarını zaten kimse takmıyor.Anladıkmı?

Yorumun Devami

  • 26 Temmuz 2010 01:37 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

BUNLARA REDDİYE KİTABI NİYE YAYINLAMIYORSUNUZ?SA

Sayın Zehra Yavuz iyi bildiği Almancasıyla bu Almanca kitabı okuyup tahlil etmiş, yanlışlarına işarette bulunmuş. Bunu sadece haber7 de bir haber yazısı olarak yazmakla kalmayıp, bizzat kendisi veya edebî Almancası iyi olan biriyle müştereken Necla Kelekin hezeyanlarına cevap mahiyetinde kitap hazırlayıp Almanyada neşretmesi gerekmiyor mu? &8220Kırk gün karanlıktan şikayet etmektense, bir mum yakmak daha hayırlıdır.&8221

Yorumun Devami

  • 25 Temmuz 2010 20:13 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

cumhuriyet kızları frenklerin tiki kızlar projesi

cumhuriyetin kızları diye bir filim yapacaklardı(nasıl oluyorsa bir yönetim şeklinin kızları)nurseli idiz birde önlü bir travesti vardı adını hatırlayamadım,evet cumhuriyetin kızları frenklerin kaç yüz yıllık rüyası,baş edemedikleri türk erkeklerini tiki kızlara dönüştürme projesidir bir nemzede,aslında model kadın tipinide buna göre düşünün,türk kadınını erkeğinin üzerine çıkartma ve onun üzerinde hakimiyet kurma isteğidir bir nemzede,neden katolik medeni hukuku yıllarca dayatıldı.

Yorumun Devami

  • 25 Temmuz 2010 14:28 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

F

Ah felek zalim felek, kimine kavun yedirdin kimine yediriyon Kelek :)) Keleke kalmış Almanlarda kelekleşmeye başlamışlar, toplum, aile yapısı afaroz olmuş…bu uyuyoooo, Kiliseden çıkıpta etrafına baktığı yokki…Şöllleee geceleri çıkıp bir Gaststaetteleri dolaşsın, Discoları dolaşsında…ama içeri sokmazlar…tipi müsait değil…kocamış karı hemide Türk!

Yorumun Devami

  • 25 Temmuz 2010 08:34 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Sünnetmi dediniz?

Önümüzdeki Çarşamba günü bir arkadaşımın çocuğunu 11 yaşında sünnet ettireceğiz, Almanyada, hastanede. Geçen haftaki ön görüşmede Alman Doktor babaya kızdı, neden bu kadar geç bıraktınız diye. Kardeşim, Almanlar bile çocuklarını sünnet ettirmek için sıraya giriyorda, siz sünneti eleştiriyorsunuz, cilasız yontmasız taş devridemi vardıda oradan geliyorsunuz??? AIDSden ve birçok kadın ve erkek hastalıklarından korunmak için sünnet kaçınılmaz tıbbı tavsiye olmuş bu günlerdede, siz nerede yaşıyorsunuz Kelek?

Yorumun Devami

  • 25 Temmuz 2010 08:30 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ortaçağ kafası

heralde kızın nereye gittiklerini bilecekler kızın güvenliği için. almanyada kız evine 3 gün gelmiyo. 9 ay sonra bebek doğuyor hangi arkadaşından diye 10 erkek arkadaşından test alınıyor. medeniyet dedikleri özgürlükten kasıt bu heralde

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 21:27 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Erkek takıntısı olan bir kadın

Küçüklüğünde yaşadığı olaylardan etkilenmiş veya müslüman erkeklerden yüz bulamamış. Alt yapısı var bu iftiraların.İslam kadını koruyor.Saçını örten bir kadın cinsel obje olmaktan kurtulur.Kadınlar güzellik yarışındalar.Bu rekabette çirkin kadınlar ve yaşı geçenler eziliyor.Erkekler nasipleniyor.Cinselliğine hakim olamayıp ya evlenmiyor evli ise boşanıyor.Olan eskimiş kadına ve çocuklara oluyor.İslam erkekleri kontrol altına almış bu hikmetle kadının örtünmesini emretmiş.İhtiyar kelek bunu iyi anlayacak

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 13:54 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

türk kadınını…

türk kadının avrupalı kadınlar gibi bir fahişe yapamadınız gitti,türk kadınınıda avrupalı kadınlar gibi bir sokağa düşürseydiniz baya zevk alacaktınız herhalde.

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 13:37 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Karalama Karşılığında Ödüllendirme…

Türkiyeyi karalama karşılığında bazı yazar, sanatçı, aydın v.s. şeklinde adlandırılan kişilere ödül (Nobel de dahil), para, şöhret v.s. vaad edildiğini düşünüyorum.

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 13:31 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

keleğin pisikolojik eğilimleri..

bizden kurtulup ben oldum…. hayır kelek !sen olamadın ne yazıkki…çünkü sen hala kompleksli bir zavallısın..evet yanlışlar vardır bunu görmek için alamanyada yazar olmaya gerek yok..konuyu derinleştirirdim ama editör yayınlamaz sonra papaz oluruz..mahkumun sana abla demesine bozulmuşsun…bence insaflı davranmış bi aynaya baksana allah aşkına..pardon tanrı aşkına..sünnet konusundaki yaklaşımın beni korkuttu,kötü bir çocukluk geçirmişsin.

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 10:09 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İslam Düşmanı ve İslam Konferansı Üyesi

İnsanlar kendi inandıklarını doğrulatmak için pek çok kere yanlış örneklere sarılır. Biz bunu Türkiyede de yaşıyoruz. Bu nedenle artık alıştık. İslamdan nasibini almamış olan için ne haltlar yese yeridir. Konuşupta kendimizi yormaya değmez. İşimize bakalım…

Yorumun Devami

  • 24 Temmuz 2010 05:59 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

karaktersizlik

onlar istediği kadar böyle yöntemlere başvursunlar ama şunu bilsinler onlar islamın ve türk erkeklerinin reklemını yapıyorlar soğusunlar diye yazılan kitapları okuyan birçok almanın hakyola girmesine vesile olacak o kitaplar hiç merak etmesinler daha öncede yapılmıştı bu ama tam tersi yönde etkileri olmuştu ve gene aynısı olacak kendi elleri ile islamı zirveye taşıyacaklar Allahın emri ile

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 23:51 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İslamı karalayarak bir yerlere gelme isteği

İslamı karalayarak bir yerlere gelmeye çalışan pek çok insan geldi geçti. Dolayısıyla ağızlarıyla kuş tutsalar hikaye. Güneş balçıkla sıvanmaz. Müslümanım deyipte insanların kendi cehaletlerini islama yamamaya kalkana Allah hidayet nasip etsin. Allah hidayet nasip etsin.

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 23:36 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

dikkate almaya değmez

alman bizi iyi bise ne olur kötü bilse ne olur.Bu kadıncağız sanırım kendi başından geçen olayları ve fantazilerini aktarmışa benziyor napıcak milletin sünnetini filan kestirip kestirmediğini ne kadar ayıp ama.

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 23:25 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Tek kelimeyle tebrik ediyorum…

Yazınızın neredeyse hepsini okudum. Sizi tebrik ediyorum. Araştırmacı yazar sıfatını bence sonuna kadar hak ediyorsunuz. Bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Lütfen bu tür araştırmalarınızı okuycularınızla paylaşınız. Ben ilk defa bir yazınızı, kısmet oldu, bugün okudum. Bu günden itibaren geçmişteki yazılarınızı ve gelecekte yazacaklarınızı takip etmeyi düşünüyorum. Allahın selamı üzerinize olsun. Sebat, sekanet sizin olsun. teşekkürler sevgili yazar.sağolun.

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 15:44 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Femmale yada Male..

Mesele Keleğin yazısı değilki..Zihniyetlerin farkını anlamaktır..kadın tipi toplumlar ile erkek erksel toplumlar arasındaki faydalı ve zararlı yönleri ortaya koymaktır..Zehra bacı..sizlere şirin görünmek için..bu kadının yazısı ..şöyle görünüyor diyerek İslamcı damarınızı okşamış olabilir..hoşunuza gitmiş olabilir ama Zehra bacı sen almanyadaki kadınlara bakarak bir şeyler çözmüşşün ama Türkiyemizdede henüz tam sünnileşmemiş laz ile hellen kökenli kadınlar kökleri olan Amazonları aynen taklit ediyorlar.

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 09:37 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Ama bu 30-40 sene geride kalmış taktiğe artık Almanlarda gülüp geçiyor

ama hangi Almanlar? Okumuş, önyargılardan arınmış, kendi toplumunun içine düştüğü felaketin farkında ve çıkış yolu arayan, Kilisenin çirkefliğini artık görmemezlikten gelemeyen ve Ne olacak bu Almanların hali diye kafa yoran Almanlar. İşte bu Almanlar, toplumlarının felaketi için çareyi Müslüman Aile yapısında ve İslamda bulurken, bunların bu çözüm önerilerine engel olmak için Kilise ve katıksız İslam düşmanları sürekli böyle kitaplar, terör olayları uydurup duruyorlarki hepsi ısmarlamadır.

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 01:51 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Orta derecede bir eğitim, orta derecede bir ahmaklık ve orta derecede bir

hinoğluhinliğiniz oldumu Almanlara kitap satmak kadar kolay bir şey olmaz. Yapacağınız tek şey asla ve asla müslümanlıktan birşey bilmeniz, müslümümanların arasına girmeniz, müslümanları incelemeniz gerekmiyor. Çünkü bunu kimse istemiyorki. Onları istediği şu: 1. 99 tane orta zekalı, orta eğitimli ve Müslümanlardan gıcık alan Alman bul 2.Onların Müslümanlar hakkındaki önyargılarını not tut. 3.Önyargılara birazda kendi zehirini ekle sonra kitap diye piyasaya sür. En önemli şeyde senin ismin kitapta olsun

Yorumun Devami

  • 23 Temmuz 2010 01:45 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Eeee ekmek parası, Almanya gibi bir yerde yaşamak kolay değil,

Eğer Türkiyeden oraya gitmiş, biraz kendi kültürü ve diniyle bozuşuk, hemde Din ve göç konularında araştırmalar yapmışsan vede serbest yazar ve yayıncı isen, maalesef ateist ukala almanlar için gerçek bir cash cow hedefi haline gelirsin.. Nasılsa Türkiyede değil Almanyada yaşıyorya Vur patlasın çal oynasın, halbuki Necla hanım çuvaldızı insanlığa karşı işlenen suçlar bakımından Almanlara batırmaya çalışsa, Türklerin yanına bile yaklaşamyacağı boyutta Almanları karalayacak tonlarca neden bulur.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 23:10 – Toplam 0 kisi beğendi.

Bir zamanlar

"Aaah,Felek,kimine karpuz yedirirsin,kimine kelek"diye bir halk sözü vardır.Felekin bu eski huyu değişmiyor.İtalyanlara:Anna Masala,Almanlara:Anne Marie Schimmel,Fransaya Anne Marie Schimmel gibi İslam kültürünün değerini bilen üç muhterem Hanımefendi ihsan ediyor.Bize ise Kelek veriyor.Neyse ki yeteri kadar muhterem Hanım yurdumuzda yaşadı ve yaşamakta.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 21:49 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

amazonlar

hıristiyan kadınları "amazonlar" gibi ise, eski müslüman nejla kelekler de lutun karısı gibidirler. havvayı şeytan yapan hıristiyanlardır. ilk kadın hz. ademin karısıdır ve ademin zellesinden de sorumlu değil. havvayı mutahhar gören islama dil uzatan hain kadınlar ise, lutun karısına benzer. lutun karısı inananlarla beraber kurtulup temiz kalacağına, arkasına bakıp lutilere hak verdi. halbu ki kendisi bir luti olmazdı doğal olarak. ama şeytana destek verenler sonunda onun gideceği yere gider.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 21:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ESRA ELÖNÜYE DE BAKIN – BU KADIN SADECE KİTAP HALİNE GETİRMİŞ

Zehra Ablacığım Yıllardır Haber7 Yazarı Esra elönünün yazılarını toparlayın bu kadının kitabıyla aynı olduğunu göreceksiniz. Doğru söylüyorsunuz artık avrupalı fikri bazda bizimle uğraşmayı bıraktı bizim içimizde hemde müslüman camianın içinde Türklüğü ve Müslümanların ne kadar medeniyetsiz olduğunu (HAŞA) sürekli dillendirenler ve daha sonra başka semtlere taşınanlar var. İlk örneği Ahmet Hakandı şimdide Esra Elönü var. Necla Kelek bir kitapta toplamış onun için dikkat çekiyor. daha beterleri var yoksa..

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 16:40 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Eril ve dişil toplumlar..?

Dünyada kadınlar için iki düzen vardır..Hiristiyanlığın kadınları, erkeğini koca olarak görse dahi..erkeklik anlamında bakar..Evin reisi olarak kabul etmez..Amazonlardaki gibi görevlerini yapan erkekler olarak görür..Ailede esas bir birey olarak görmez..Kocalık vazifesinden sonra, onu fazla tutmaz, gidebilir…kadın çocuğuyla ilgilenir..İslamın kadınları ise kocanın yanında ikinci derecede kabul edilir..serbest hareket etme hakları kısıtlıdır..Kocasına başkaldıramaz..o müsade etmedikce evinden ayrılamaz..

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 16:27 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

matematikte fonksiyonlar..?

Zehra hanım..Cinselliğin müslümanlar için tabu olduğunu kabul etmek gerekiyor..müslümanlar o saha hakkında konuşmazlar ve kelam etmeyi ar sayarlar..Hatta ilişki onlar için Havva analarının işlediği ve kadınların boynuna bıraktığı bir utanç abidesi..olarak nesilden nesile aktarıldığı ve kudsi kitapta cennetten kovulmaya sebeb olduğu için..ehvenüşer kabul edilir..Halbuki Havva bir semboldur..kadınlığı ve üremeyi temsil eder..Onun yaptığı günahta değildir. .Aletleri fonksiyonuna uygun olarak kullanmaktır..

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 16:19 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

müsemma

soyadıyla müsemma zaten…. araştırma, gözlem, röportaj her ne ise var. mikailin dediği gibi her tarafı dökülüyor. kabuğunu beğenmemiş, bir sürü zırva ile alman kamuoyunda reyting tutma adına ortaya karışık bir çorba (çorba da değil aslında) olmuş.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 15:34 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

bu kadin bir turk olamaz

guya alman islam konferansinin daimi uyesiymis?! bu sahsin islamla alakasi kalmismi? avrupalilarin ekmegine yag surmus. hiristiyanlar bile bugun islamiyetin kadinlara kendi dinlerine nisbeten daha fazla hak tanidigini itiraf ederken, islam konferansi uyesi bir sahis neler soyleyebiliyor. Allah bildigi gibi islah etsin…

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 15:32 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Cehalet işte…

Her tarafı dökülüyor, nereyi yazıcaksın nereyi düzelteceksin arkadaş. ALLAH (c.c.) ıslah etsin.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 15:22 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

necla kelekin kelekliği

necla kelek sünnetin bazı ürologlar tarafından gereksiz görüldüğünü yazmış.benim yeğenim amerikada 2 tane erkek çocuk dünyaya getirdi.ikisinide hastahaneden çıkmadan kanun gereği sünnet ettiler.müslümanlar dinimizin gereği olarak yapıyoruz peki amerikalılar niçin yapıyor.necla kelek kitap yazarken biraz dünyayı araştırda keleğe gelme.

Yorumun Devami

  • 22 Temmuz 2010 15:19 – Toplam 0 kisi beğendi.
2

Mayıs

274 Okunma

AglamaBebekim

Bakıyorum da bazı okuyucular, yazdıklarıma içerlemişler. Halbuki ben Türkiyeli teyzeleri çok seviyorum. Maksadım onları kınamak değildi…Hem sonuçta kendim de Türkiyeli teyze olacağım!

47 derece öğlen sıcağında gözleriniz buğuluyken önünüzden yelek giymiş bir teyze geçse ne yapardınız? Ben güldüm, gözlerime inanamadım. Kınadığımdan değil, çok komik bulduğumdan yazımda o teyzeye yer verdim, sağolsun beni bayağı güldürdü.

Teyzelerin ayaklarını Kâbe’ye doğru uzatmaları da asla beni ilgilendirmiyor… Ben hiçkimseye karışmam. Fakat yaylanarak oturup, kimseye yer vermediklerinde gıcık oldum. Bir hanım o sıcakta namaz kılmak için yer bulmaya çalışıyordu.Bu teyzelerden birisi rica edildiği halde birkaç santim kenara bile gitmedi. Ben yanıma çağırdım ve çok sıkışık bir halde kıldık namazımızı…

Keşke imkanlarım elverse de Türkiye’de birçok köyü dolaşarak teyzelerle sohbet etsem, onlarla köy işleri yapsam. –Elbette bütün teyzeler köylü değil, ama ben köy hayatını  merak ettiğimden böyle örnek veriyorum-. Hayat hikayelerini ve türkülerini dinlesem… Ben insanlarla tanışmayı  ve sohbet etmeyi çok seviyorum. Fakat Umre’ye daha çok ibadet etmeye gittiğimden, etraftaki insanlarla çok fazla ilgilenemedim.
Yaşlı Almanlardan yıllardır 2. Dünya Savaşı’nda yaşadıklarını dinledim. Yaşlıların tecrübe ve düşüncelerinden faydalanmak zevk verir bana… İnsanları ve hayatı çok ilginç buluyorum.

Elalemin ayak bakımı da beni hiç ilgilendirmiyor. Fakat o bakımsız ayaklarla secde ettiğim yere basıp geçtiklerinde beni ilgilendiriyor! Çünkü bazılarının ayakları gerçekten çok bakımsızdı. Bunları neden yazıyorum? Oralara gidecek olanlar bakımlarını önceden yapsınlar veya çorapla gezsinler diye. Herkes secde yerlerine basıyor çünkü…

Kendinizle alakalı konularda hemen de hassaslaşırsınız, ama Almanya’daki Türkleri yıllardır hakir görerek „Almancı“, „Gurbetci“ yakıştırmasını yaparsınız! Sanki kendiniz çok elit bir kesimsiniz de! „Almancı“ da ne demek oluyor, nasıl bir edepsiz bir yakıştırmadır bu! Ne demek istiyorsunuz siz!? Kendi batı hayranlığınıza bakın siz ilkönce! Yapmacık kibarlık budalaları! „Gurbetci“ diye hakir gördüğünüz kesim, buraya gönderdiğiniz o ithal damat ve gelinlerinizdir, yani bizzat kendinizsiniz! Halen Almanya’ya adapte olamayan, Almanlarla irtibata geçemeyen kesim sizsiniz! Yani sizin o ithal damat ve gelinleriniz! Yani „Almancı“, „Gurbetci“ diye hakir gördüğünüz insanlar, sizin sonradan Almanya’ya gönderdiğiniz AKRABALARINIZDIR!

1960 ve 1970 yıllarındaki işçiler artık Almanya’da değiller! Burada sadece Avrupalı/Almanyalı Türkler var! Veya sonradan gelen Türkiyeliler! Belki de „Gurbetci çocuklarını“  hakir görüyorsunuz. Onlar kimler? Birçoğu ithal damat ve gelinlerin yetiştirdiği çocuklar!

Elbette Almanya’daki Türkler de –her insan gibi- dört dörtlük değiller ama artık bu aptalca genellemelerinizi bıraksanız çok iyi olacak! Çünkü her yerde her türlü insan mevcut!!!

„Memleket nere“ sorusuna neden bu kadar gıcık oluyorum, anlatayım: Çünkü babamın-annemin doğup-büyüdüğü yerlerdekiler ve bazı akrabalar CHP’li! Bu benim psikolojimi fena halde bozuyor! Gerçekten! Sevmiyorum o tarafları. CHP gibi bir parti Almanya’da en fazla yüzde 3 oy alırdı.

Bana „Memleket nere“ sorusunu soran teyzenin bir suçu yok. Fakat duamı bitirdikten sonra sorsaydı daha iyi olurdu. Bir de memleket konusundaki karışık durumlar beni çok zorluyor. Aydınlıyız deyip geçmek istemiyorum. İçimden hissetmediğim birşeyi asla söyleyemiyorum. Ona sadece „Teyze üzerine alınma ama bu benim Kâbe’deki en son duam, birazdan yola çıkıyoruz. Şu an konuşamayacağım“ dedim.

Şimdi o teyzeyle sohbet etmediğime çok üzülüyorum, belki o an sohbet etmeye çok ihtiyacı vardı. Belki onun gönlünü alsaydım, sevindirseydim, daha iyi sonuçlar elde edecektim? Memleket nere sorusuna genelde „Babam Aydın’da doğmuş ama aslen Afyonluyuz“ diyorum. Ama Afyon hakkında internetteki bilgilerden başka bir bilgim yok. Afyonlu birisini de tanımıyorum.

Ben de birçok kişiler gibi „Memleket nere“ sorusuna sadece bir şehir söylemeyi çok isterdim. Mesela „Malatyalıyız, bizim oralarda şu yemeği yaparlar, düğünlerde şu geleneklerimiz var, dedemin dedesinin dedesi Malatya’daki köprüyü inşa etmiş, gibi birşeyler söylemek isterdim…

Keşke dedelerimiz birşeyler yazsalardı da şimdi o eski mektupları okusaydık. Eskilere dair elimizde hiçbirşey yok. Almanların bazıları Ortaçağ’a kadar olan akrabalarını soyağacıyla ismen  biliyorlar. Ellerinde çok eski kitap ve mektuplar var. Bazıları mesleklerini bile biliyorlar.

Amcamın araştırmalarına göre Osmanlı Dönemi’nde bizim dedelerimiz padişahın atlı korumalarıymış, yani sipahiler. Soyismi kanunundan evvel lakabımız Sipahioğullarıymış.

Umre’den son tesbit ve gözlemlerim:

1-     Zemzem Suyu’nun tadı biraz tuzlu ve yağlı gibi.

2-     Yoldaki arabalar genelde Toyota idi.

3-     Erkekler daha çok Kur’an okuyorlar. Hanımlar genelde sohbet ediyorlardı.

4-     Namazdan sonra etrafıma baktığımda sadece ben oturup tesbihat okuyordum. Herkes kalkıp gidiyordu. Bazıları Kur’an okuyorlardı.

5-     Herkes ayakkabısını bir torba içinde yanında taşıyor. Ayakkabınızı girişlere bırakmamanızı öneririm.

6-     Tavaf ederken ellerimizi Hacer-El-Esved’e doğru yöneltip selam vermek çoook hoş ve heyecanlı bir duyguydu.

7-     Kâbe’de güneş enerjisi kullanılıyor muydu? Farkedemedim. Eğer bu nimetten faydalanmıyorlarsa çok üzülürüm.

8-     Dünya nüfusu artıyor. Müslüman nüfusu da artıyor. Umre ve hac etmek için ileride daha uzun süre beklenebilinir.

9-     Tavaf edilirken peçe takmak haram imiş.

10-  Ebu Cehil’in evinin olduğu yerin üzerine tuvalet yapılmış.

11-  Kâbe’de fotoğraf çekmeye izin veriyorlar, Mescid-i Nebevi’de yasak. Hac dönemi Kâbe’de de fotoğraf çektirmiyorlarmış.

12-  Hac Dönemi’nde erkek-kadın karışık namaz kılınıyormuş.

13-  Resullah Efendimizi ziyaretimde bölüm o kadar tıklım tıklımdı ki, bir kadın ayaklarıma doğru secde ediyordu! Önümdeki kadın da rükuya eğildiğinde ben arada sıkışıp kaldım! Sağım ve solum elbette doluydu! Bence bu karmaşaya son verilmeli.

14-  Bazıları ağrı hapı-merhemi kullanıyor ve böylece daha çok tavaf edebiliyorlamış.

15-  İlk tavafta kendimi bulutlar üzerinde yürüyormuş gibi hissettim.

16-  Sert mermer gerçekten kemikleri ağrıtıyor. Yanınızda katlanabilen minder götürürseniz iyi olur.

17-  Oralarda ayaklarınızı kremlemeyin, tozlardan kapkara oluyor.

18-  Türkiyelilerle karşılaştığımda Türkçe konuşmamı yorumlayacaklar diye, Türkçe konuşmaya çekiniyordum…

19-  Umre veya hacca gittiğinizde yanınızda mutlaka Büyük Cevşen Dua kitabını götürün ve bir kere baştan sona okuyun.

20-  Arafat’a dua etmeye gittik. Afrikalı –görünüşte sakat- çocukları o sıcakta dilendiriyorlardı. Çocuklar ağlıyorlardı. Fotoğraflarını çektim, BM’in çocuk esirgeme kurumuna yollayacağım. Fotoğraf çekerken başucundaki kadın makineme vurdu ama bana (ve makineme) zarar veremedi.

21-  Mescid-i Nebevi’de Resulallah’ı ziyaret ettiğimde, kadınların o trajikomik durumlarına gülmekten bir türlü ağlayarak dua edemedim. Tam duygusal olacağım, kadın polis yanıma gelip bağırıyor. Benim de güleceğim tutuyor. Duam yarıda kalıyor. Sonunda bazen ağlamaklı olarak dualar edebildim.

22-  Kadın polislere başlarda gıcık olduysam da, sonradan çok şirin buldum. Kara kara zeytin gözleri vardı. Türkçe’yi de peltek peltek konuşuyorlardı.

23-  Yaşlı bir teyze gözleri kör olmadan evvel Umre’ye gelmiş. Gözleri birden hastalanmış…

24-  Kâbe önünde sofra kurulup yemek yenir mi? Bilemiycem. Ama neden yenilmesin diye düşündüğüm de oluyor. Bazıları orada çok rahat yiyip içip Kâbe önünde uzanıyorlardı.

25-  Alaturka tuvaletten çıkanların asla temiz olduklarına inanmıyorum. Alaturka tuvaletler bence artık asla kullanılmamalı.

26-  Türkiye’deki teyzelere Kur’an okuması öğretilsin. Ben onlara Kur’an okumasını en geç 2 hafta içinde öğretebilirim! 14 yaşında bir çocuğa 3 gün içinde öğretebiliyorum.

 

Ben,  aslında oralara gitmeye çok hevesli değildim, çünkü kendimi heryerde Allah’a çok yakın hissediyordum. Bazıları gözlerini kapatarak, ellerini kalplerinin üstüne koyarak „Ahhh, Kâbe’ye gitsem, Medine’ye gitsem de bir görsem o mübarek yerleri…“ diye iç çekiyorlar ya. Ben onları gördüğümde neden öyle olamıyorum diye üzülenlerdendim…Kâbe’ye gideceğimiz gün bile halen neden heyecanlanmıyorum diye üzülüyordum. Ama orada yaşadıklarım çok farklı oldu…

Kâbe’yi ilk defa görmek…
Kâbe’ye girmeden evvel mescide girdik ve merdivenlerden aşağıya indik. Öne doğru ilerledik. Ben elimdeki dua kitabından dualar okuyordum, bir anda başımı gayri-ihtiyari kaldırdım ve ileride Kâbe’yi sadece 1 saniye gördüm ve heyecanla başımı yine dua kitabına eğdim. Biraz ilerledikten sonra hep birlikte merdiven kenarında durduk. Başımı kaldırdım ve o an aynı heyecanlı bir film sahnesi gibiydi! Kâbe ışıl ışıl gül kokusuyla karşımızda süzülüyordu!

Yıllarca özlenen bir sevgiliye kavuşma anı gibi! Rabbim sanki bana „Hoşgeldin ey kulum, ben davet ettim, nasıl da yanıma geliverdin! Ben herşeye kadirim!“ diyordu. Kâbe önündeyken Rabbim sanki sürekli benimle konuşuyor gibi bir duygu oluyordu. Sanki bana sürekli: „Ey kulum dua et bana-icabet edeyim, tövbe et bana- affedeyim, iste benden- vereyim“ diyordu…Kâbe’nin gerçeğini görmenin etkisi asla fotoğraftaki görüntüsüyle karşılaştırılamaz.

Türkiyem için ettigim dualar… Kâbe önünde hususiyetle Türkiyem için ettiğim duaların hepsini buraya sığdıramam. Özetle şunu diyebilirim: Zalimler ve zalimlere destek olanlar  mahvolacaklar, tuzak kuranlar kendileri o tuzaklara düşecekler. Türkiyemiz inşaAllah en kısa zamanda huzura- barışa kavuşacak. Daha da zengin olacak. İnsanlarımız her konuda daha da bilinçlenecek. Türkiyemiz kıyamete dek İslam’ın parlayan bir yıldızı olacak. Amin.

 

„Kâbe’yi duygusal izlemek“ yazıma gelen bir maile buradan da cevap yazmak istiyorum. Mesela aşağıdaki alıntıda:

„Kâbe’yi tavaf…İmanın en öz şekli…
Kâbe’yi tavaf…Tövbenin en halisi…
Kâbe’yi tavaf…En yakın yakınlık…“  yazmışım…
Bu demek değildir ki, en halis tövbe sadece Kâbe’de yapılır. En halis tövbe insanın kendi hissettikleriyle, kalbiyle alakalıdır. Mekan ile alakalı değildir. O şiirlerde yazdıklarım SADECE KENDİ DUYGULARIM İLE ALAKALIDIR. 
Aynı açıklamalar diğer yazdıklarım için de geçerlidir.

Okuyuculara bir soru, cevabı çok merak ediyorum:

Umre yazılarımı okuyup da, oralara gitmekten vazgeçen oldu mu? Olduysa, lütfen bana nedenini bildirsin.

 Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

05 Temmuz 2010 17:45 – 30 Yorum – 9,399 Okunma
http://www.haber7.com/haber/20100705/Umre-yazilarima-gelen-bazi-tepkilere-cevaplarim.php

güneş enerjisi için üzülme!

arabistanın suyu zaten sıcaktır… enerjiye ihtiyaçları yok… soğuk suya ihtiyaçları var dert etme sen…

Yorumun Devami

  • 07 Ekim 2010 11:17 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

davet

afyona da bekleriz :))

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 15:50 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

güzel

okurken kabeyi ilk gördüğün an beni bile heyecanlandırdı.inşaallah bizde gideriz.

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 15:48 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

alafranga temizse neden

. Yalın ayak klasik tuvalete girip çıkan insan nasıl temiz olur sonrada o ayaklarıyla bastığı yerlere alnını süreceksin…. Ayak insan vücudunun bir parçası değilmi yoksa o ayrımı ki bakımdan temizlikten nasipsiz olsun…. Ayrıca pek çok erkek Hacı ihramlıyken oturup bacakaralarınıda açıyor herşey ortada millet izlemek zorundamı avret yerini ayıp yahu edep biraz… Pislik düzensizlik aymazlık içerisinde samimi ibadet olmaz ne bileyim düzelir inşaallah

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 13:19 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

sevgili yazar…

siz kendi açınızdan olayı anlatmışsınız…haklı olduğunuz pek çok durum var…ayrıca ben eleştirilecek bir yazı olduğunu zannetmiyorum…aksine anlatım tarzınız son derece hoş ve nüktedan….Rabbim bana da nasip eder İnşaAllah….

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 12:29 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Sabır

Hac ve umrenin en önemli unsuru belki de sabırdır, diyor bilenler. Yani oraya gidince herşeye, zorluğu sabretmek esastır. Yazarımız bunu kavrayamamış anlaşılan. Elbette, başkalarına rahatsız etmemek için gayret göstermek de bunun bir parçası. Bazıları bunu kavrayamayıp, adeta bir turistik geziye gider gibi oraya giderse, etrafındakilere diken gibi batabilir. Sabredenler bu dikenlere de sabretmek durumunda.

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 09:52 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

söylediklerinizin hepsine katılmamız mümkün değil.

Alaturka tuvaletten çıkanların asla temiz olduklarına inanmıyorum. Alaturka tuvaletler bence artık asla kullanılmamalı. diye yazmış sayın yazar.Bence alaturka tuvalet Batıdan bize transfer olan alfranga tuvaletten daha sağlıklı .Bakında görün ileride bilim adamların tespitleri hep alaturkadan yana olacaktır.Batı araştıra araştıra Müslümanların önceden beri kullandıkları alaturka tuvaletlerin daha sağlıklı olduğu gerçeğine ulaşacak ve bizimkilerin sağlıksız olarak düşündükleri tuvaletlere döneceklerdir.

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 09:50 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

SEVGİLİ RESULE ÖZLEM

zehra kardeşim umre ıle ilgılı tespıtlerı dorgu buluyorum ALLAH NASİP EEDERSE ben de gidecegım dua edin….

Yorumun Devami

  • 08 Temmuz 2010 00:01 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

işte sizin medyanız…Mürsel DEDEOĞLU

işte sizin medyanız…doğan medyası doğan medyası der durursunuz…yazar hanım sizlerle direk dalgasını geçmiş….:)neyse magazinden magazine fark var..sizin magazinde bu olsa gerek…:))

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 23:41 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

oralara

gitmemiş olanlar yazarınızı eleştiremezmi ?mübarek beldede beddua edişini,insanları ayaklarının bakımsızlığıyla değerlendirmesini vs.vs.umre ve haccın şartları arasında pedikürün olduğunu bilmiyorduk ..

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 23:33 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

devam

Yani Müslümanlar cehaletten kurtulmadıkça bu tür manazaralar devam eder gider.. Nasıl cehaletten kurtuluruz o da ayrı bir mesele……. Sonuç olarak Umre izlenimleriniz ilginç ve samimi aynı zamandada riyadan uzak olmuş aydınlandık bunlar Umreye gitme iştiyakımızı azaltmadı teşekkür ederiz..

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 15:42 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Yazı yalın şekilde anlatım içeriyor

Ben umreye gitmedim fakat sizimn yazdıklarınızın bazılarını çevremden duyuyordum hatta seneler öncesinde Peder gitmişti ve orada 2 Türk Hacıyı(eş) münasebetsiz bir yerde uygunsuz vaziyette yakalamıştı yani anlattıklarınız hafif bile kalır ama bunlar Umreye gitmeme fikri oluşturmuyor bende zaten Hacca gidenlerin çoğu hayatlarını vukuatlı yaşayıp ölmeden arınmak düşüncesiyle gidiyorlar(buda benim gözlemim) sonra bie sakal bırakıp Hacı Efendi olarak geziyorlar……Sanırım işin ruhunu yakalamak önemli…

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 15:39 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

yazı güzel, soru değil.

sizler oradaki izlenimlerinizi biz okuyucularınızla paylaşmışsınız. Ancak bu yazıyı okuyan kişilerin bundan etkilenip umre ve hac gibi mübarek bir ibadeti yerine getirmekten vazgeçeceklerini zannetmiyorum. oraya turistik ziyaret için gidilmiyor ki

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 15:22 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Yorumculara

Yazar çok güzel anlatmış, burada onu eleştirenlerin kaçı umreye gitmiş hiç birinin gittiğini sanmıyorum yoksa olur olmaz hususları eleştiri konusu yapmazlardı. Oralara her sene giden ve oranın aşkı ile yanan biri olarak yazarın tecrübelerini ve hissiyatını zevkle okuyorum.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 14:07 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Kişisel haller aktarılmaz…

"O şiirlerde yazdıklarım SADECE KENDİ DUYGULARIM İLE ALAKALIDIR." Kişisel duyguların inançların, başkalarına aktarılması, onların da o duygulara o inançlara ulaşabilecekleri veya ulaşmaları gerektiği kasdıyla başkalarına aktarılır. Bu yüzden kişiye özel hallerin yazılmasının hiç bir anlamı yoktur, gevezelikten başka.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 10:46 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

baya bir sacma olmus

beni o ilgilendirir bu ilgilendirmez tarzi. kimseyi hicbirsey ilgilendirmez orda, diyelim corapsiz bir ayagin bastigi yere secde etmek seni ilgilendiriyor, peki corap oldugunda, ayaktan daha temiz olduguna nereden inaniyorsun ki? senin bu yaziyi ele alis tarzin bana iran sahini hatirlatti. mikrop denen canlilarin heryerde oldugu, kalemde, kitapta, masada, catalda kasikta elbisede ayakkabida vs.. soylenince, parise tasinip ulkeyi ordan yonetmis. beyaz eldivenli sah iste o sah.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 09:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Aynı Tas Aynı Hamam

Sayın yazar üslubunuz hiç değişmemiş, aynı şekilde kabalığınız devam ediyor. Her halde siz almanyada yaşıyorsunuz. Sizlere almancı deyince bayağı hiddetlenmişsiniz. Peki sizin yokluktan ayakkabı bulamayan susuzluktan temizlik yapamayan kardeşlerimize hakaretini nasıl izah edeceksin. Anladığım kadarıyla sizde biraz aşağılık kompleksi var. Müslüman insan yanlışları illaki söylemeli ama bunu hakaret ederek yapmamalı. Unutmayınki kötü söz sahibinindir. Kötü ifadelerinizi size iade ediyorum. Hemde misli ile.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 08:30 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Zemzem Suyu

Zemzemle ilgili bir tecrübemizi aktarmak isterim. Zemzemin kutsallaştırılmasına karşıyım sonuçta su ama Allahın çok özel yarattığı bir su. Babamlar 2008de hacca gitmişlerdi. Getirdikleri zemzem sularının bir kısmını hala saklıyoruz. Tabii güneş ışığından koruyarak ama ne tadında ne kokusunda bir değişme var hala içilebiliyor. Başka hangi su bu kadar dayanabilir ki?

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 03:41 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Güzin abla

kivamina yaklasti bu bölüm,aman dikkat sayin yazar.Allah kabul etsin diyelim ve noktaliyalim.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 01:03 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Allah kabul etsin

Kabeyi görme anı çok güzel anlatılmış.Bana değişik bir ruh hali canlandırdı.Teşekkürler..Kabede Allahın cemal ve vedud ismiyle tecellisi var herhalde.Kalp ve ruhun gördüğünü fotoğraf makinesi göremiyor.Gören bir daha görmek istiyor.Kabeye olan sevgi çok garip bir şey.Sahibimiz olan rabbimizin özel misafirlerini kabul ettiği ve onların kalplerine tecelli ettiği bir yer.Bu iltifatı hisseden hacılar heyecandan ağlıyorlar.Bize de nasip olur inşallah.

Yorumun Devami

  • 07 Temmuz 2010 00:12 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

YAZARI HAKLI BULUYORUM..

heryerin bir adabı vardır, KABE gibi titizlenilmesi gereken yerde adaba daha fazla riayet edilmelidir.

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 23:47 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

okuyucuyla polemiğe girmek

haber 7 nin yazarlarının çoğunluğunda var olan bir hastalık.siz yazmışınız biz yanlış bulduğumuzu eleştirmişiz bunda ne var ?kabe gibi mübarek bir yerde beddua etmek kadınca bir davranıştan öteye bişey değil.bakımlı ayakdan sözetmekle göbeğini kaşıyan adam yaklaşımı arasında ben fark göremiyorum,ya siz ?

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 23:04 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Neden okuyucularınla kavga ediyorsun?

Yazını bende okudum. Gerçekten büyük gafların vardı. Çünkü orası HAREM dir. Saygı gösterilen yerdir. Orada Hiç kimseye karışılmaz ve kimse horlanmaz. Ayrıca Yönünü kıbleye dönmüş ve Canı Gönülden orayı görmek isteyenlerin arzularına gem vurduğunu düşünüp Mübarek Beldenin misafirlerini eleştirmemeliydiniz. İnsanları kendi imajlarına odaklamak olur. Orada bunlar düüşünülmez. Fakat ben yine de gayet samimi bulmuştum yazınızı. Okuyucularınızla kavga etmemelisiniz. Unutmayın sabır acıdır ve siz onlarla varsınız

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 18:43 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

UMRE NOTLARI

Bir çok insan hacca gidiyor ve orada fiziki olarak gördüklerini, yaşadıklarını not ediyor… Ama bir isim var ki o fiziki ortamı anlatmak yerine, Haccın perde arkasını not etmiş. Ali Şeriatiden bahsediyorum. Kitabının adı HACC… Haccı en iyi anlatan kitap diyebilirim. Herkesin okuması dileğiyle…

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 10:51 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

mutluluklar dileriz..

Zehra bacı..sen Almanyadan doğup büyüsende..bizimle aynı duyguları ve düşünceleri paylaşıyorsun..Bizim gibi refleksler gösterip, aynı niyyeti ediyorsun..BATILILARIN tarihte ANADOLUYU Türk olarak adlandırdığı bir vakaysa..ve DOĞRU BİR TEŞHİSSE..sende eminim o kadar hoş ve kamil bir Türk teyzesi olacaksın..Almanyada bizlerle aynı coşkuyu yaşayan binler Zehralar..bizlerin Medeni Batı içindeki yükselen yüzü, İKİNCİ RÖNENSANSI başlatacak öncülerimiz ve nurun manevi AKINCILARI olacaksınız..çok seviyoruz sizi..

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 08:53 – Toplam 0 kisi beğendi.


 

Umre yazıları bir harikaydı

Umre ziyaretindeki..o güzelim..SAMİMANE..yazıların..billur gibi akan sular gibiydi..sevgili Ayşenur ablamız olsada..SENİN TARZIN FARKLI ve ufkumuzu genişleten açılımlar vardı..benim gibi yabani birine Umreyi sevdirdin..Ben kozmosun her yerini vatanım kabul etmiş biriyim..Kevnün insanlar dışındaki..canlılarını, melekleri, cinleri ve diğerlerinin İrade sıfatı başkasının elinde olan mekanik değilde, ruhi yada yarı maddesel şimdiki dilde, Robotik canlılar kabul ederim..Hiç kimse diğerinin dünyasına karışamaz.

Yorumun Devami

  • 06 Temmuz 2010 08:45 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Rastgele isLamin emrini yerine Getirmiş

Diyor ki ben oralara gitmeye çok hevesli değilim bu hanım muslumansa musluman birisinin islamin emri olan bir şeyi yapmama heves etmeme gibi bir lüksü mü var . Düşünüyorumda bana bu yorumu ve herkese bu yazıyı okutmak için mi mukaddes beldelere gitti umarım bu sorumuda açıklar

Yorumun Devami

  • 05 Temmuz 2010 23:22 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Iyi de

Sahi nerelisin :)

Yorumun Devami

  • 05 Temmuz 2010 20:03 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

BİR YAZI BİR SAVUNMA

Zehra hanım. Bundan sonra bir yazı yaz ve bir hafta sonra da yazının müdafasını yap. İyi gelir bence. Bu kadar alıngan olduğunu bilmiyordum. Bilsem geçen yazında yorum yazmazdım :) Neyse bundan sonra sana eleştirel yazmayacağım merak etme. Ha bir de çok kızma kızarken hep hata yaparsın. Müdafa yazına gelince, hiç olmamış inanki. Daha kötü bir konuma getirdin şimdi tartışmayı… olmadı hocam inan olmadı….

Yorumun Devami

  • 05 Temmuz 2010 18:26 – Toplam 0 kisi beğendi.
2

Mayıs

604 Okunma

AglamaBebekim

Ben de Ahmet Hakan gibi yayın yönetmenimizle Umre’ye gidecektim ama Ünal Ağabey zannettiğim gibi yıllar evvel evden kaçıp giden akrabam değilmiş! Bana na-mahremmiş, hem de parası ve zamanı yokmuş! Yazının sonunda onunla bir hesaplaşmam olacak…
 

Müslümanlar hakkında kapsamlı araştırma yapmak isteyen, Umre’ye gitsin!
Orada her çeşit müslümanla tanışıp konuşabilir. Hem Umre ibadetini yapar, hem de vakit ve nakitten tasarruf etmiş olur. Fakat bazı fakir ülkelerden gelen müslümanlar İngilizce konuşamıyorlar. Örnek: Bangladeş.

Kafiledekiler genelde Almanyalı müslümanlar ve Alman müslümanlardı. Birisi yaklaşık 6 ay evvel müslüman olmuş.„Nereden“ diye sorulduğunda „Berlin, Münih, Köln, Frankfurt…“ gibi cevaplar geliyor…

Mescidlerde ise her yerden gelen Türklerle karşılaşılıyor. Amerikalı, Fransalı Müslümanlar haricinde her türlü Müslümanlarla karşılaştım.

En sinir bozucu durum: Kâbe’yi tavaf ederken bazı histerik hanımların beni iteklemesi! Zannetmeyin ki hafife alınacak bir durum! O kalabalıkta ve 47 derece sıcakta dua ederek tavaf ederken sizi sürekli rahatsız eden kadınlar, düşünün bir kere! Umarım tavafları için çok sevap almamışlardır! O kalabalıkta olur öyle şeyler DEMEYİN! Erkekler neden öyle değiller???!!!

Türk teyzelerin canı çok sıkılıyor. Sohbet etmek için sürekli başka Türkleri arıyorlar. Kâbe’ye doğru ellerimi açıp dua ederken bile bana memleketimi soran teyzeler oldu! Duamı bitirmemi beklemiyorlar bile! Şimdi Haber 7’de nereli olduğumu yazacağım ve bundan sonra da bana hiçskimse nereli olduğumu sormasın lütfen, çok rica ediyorum!!!

Babam Aydın’ın bir kasabasında doğmuş-büyümüş, sonradan İstanbul’da da yaşamış. Ama dedelerimiz Afyon’dan! Afyon’da hiç kimseyi tanımıyorum- Akrabalarımız Ege Denizi kenarındaki şehir ve kasabalarda yaşıyorlar – genelde İzmir ve Aydın-, kimisi İstanbul’da.

Uzak akrabalardan Ankara, Erzincan ve Karadeniz Bölgesi’nde yaşayanlar da var. Annem İzmir’in kenarında bir ilçede doğmuş, İzmir’de büyümüş, dedeleri Isparta’dan. Isparta’da da kimseyi tanımıyorum. Kütüğümüz Aydın’ın kasabasında. Ama ben Alman vatandaşıyım. Babam Aydın’da doğdu veya kütüğümüz orada diye kendimi Aydınlı olarak hissetmiyorum!

Aslen Afyonluyuz çünkü! Ama Afyon ile uzaktan-yakından hiç alakam olmadı, oraya gittiğimizi bile hatırlamıyorum!!! “Babanın doğduğu yeri memleketin olarak kabullenmen lazım” demeyin sakın! Benim ağabeyim Almanya’da doğdu diye yeğenlerim Almanyalı mı oluyor?! Ben kendimi Türkiyeli olarak görüyor ve bütün Türkiye’yi seviyorum! Ama en sempatik bulduğum insanlar genelde Konya, Erzincan, Erzurum, Malatya, Maraş, İstanbul, Ankara, Kayseri, Bursa, Antep, Adıyaman, Kars, Kütahya, Sivas şehirlerinden oluyor. (Tanışmalarda genel izlenimim böyle) Genelde iç Anadolu ve doğunun insanlarını seviyorum.

Mescid-i Nebevi ve Kâbe’de hizmet edenler çoğunlukla yabancı ülkelerden gelen yoksul insanlar.Girişlerdeki ve mescid içlerindeki hanım polisler genelde Suudi Arap hanımlar.

Esmer müslümanlar beyaz tenlilerden çok hoşlanıyorlar. Bir seferinde mescidde etrafıma bir sürü Pakistanlı hanım oturdu. İçlerinden birisi elimi avucuna alıp, “Ne güzeeeel beyaaaz!” dedi. Ben de “Aslında sizin esmer teniniz daha güzel“ dedim. Elimdeki kitapları incelediler, Cevşen Duası haricinde bütün duaları biliyorlar. Mesela Tahmidiyye, Delaili’n-Nur, Sekine…

Peçesiz gezen hanımlar çok dikkat çekiyorlar. Bilhassa Suudlar, yüzü açıklara dikkatle bakıyorlar. Bazıları “Türkiye” diyorlar.

Suudi hanım polisler Türkçe’yi çok iyi biliyorlar. Sürekli Türkçe talimatlar veriyorlar. Davranışlarını ve sözlerini çok sert buldum. Yaşlı teyzelere bile eziyet ediyorlar. Bu hanım polislerden birisi Kâbe’de cıyak cıyak bağırarak, kolundan çekiştirerek yaşlı teyzeyi yerinden kaldırdı.

Halbuki o tarafta bir sürü kişi oturuyordu. Teyze yol üzerinde oturmuyordu, yasak bir yer de değildi… Suudi hanım polislerin, hanımlar mescidi içinde bile eldivenli-peçeli gezmelerini abartılı buldum. Fotoğraf makinesi ve cep telefonu bile yasak mescidde…Neyden çekiniyorlar da peçelerini açmıyorlar? Yüzlerini çok merak ettim…

Bazı hanımlar, özellikle Türk ve İranlı hanımlar Kâbe’yi kendi evleri zannediyorlar. Yaylanarak oturup, ayaklarını Kâbe’ye doğru uzatıyorlar. Kimseye yer vermek istemiyorlar. Hatta boş yerlere oturanlara bile karışıyor, Yerinden kaldırmak için bağırıyorlar, hatta vuruyorlar. (Birisine yer ayırdıklarından değil, etraflarını ferah tutmak için!). Hanımlar bölümü kısıtlı olduğundan namaz vakitleri sürekli yer kapmaca oynayabilirsiniz.

Erkeklere keyfiyet, kadınlara eziyet…Mescid-i Nebevi’de çok giriş kapıları var. Ama birçoğu erkekler için! Hanımları mescidin taaa arka kapılarına gönderiyorlar ve bu yollar gerçekten çok uzun, vakit daralıyor, ayaklarınız ağrıyor! Sıcakta bunalıyorsunuz da! Hanım olarak Resullah Efendimiz’in kabrini ziyaret etmek istiyorsanız, namazdan sonra başka  girişe gitmek zorundasınız. Her girişte de sıra bekleyeceksiniz, çantanız ve üzeriniz kontrol edilecek!

Ayrıca günde sadece 3 defa ziyaret edebilirsiniz ve bu zaman dilimi BÜTÜN HANIMLARA toplam 2 saat! Oraya girdiğinizde hanım polisler sürekli bağıra bağıra dışarıya çıkmanızı tekrarlayıp duruyorlar! Hanım polislerle biraz yakalamaç, biraz saklambaç oynadım! Rahatca dua ettirmiyorlar!

Kâbe’de de birçok yer erkeklere ayrılmış. Hanımlar yine taaaa diğer uçlara yürümek zorundalar! Yer kalmadıysa aşağı kata indiriyorlar. Orada ise Kâbe’yi seyrederek namaz kılamıyorsunuz ve bir fırın gibi sıcak! Fakat erkeklerin büyük bölümü Kâbe’yi seyrederek namaz kılabiliyorlar! Bu arada belirteyim, feminist filan değilim, ama bu kadar haksızlığa gerçekten bozuldum!

İranlı ve Arap hanımlar genelde siyah;
Afrikalı, Hintli, Pakistanlı ve -uzakdoğulu- Asyalı hanımlar genelde renkli;
Türk hanımlar genelde krem renginde pardesü ve başörtüsü;
Avrupalılar etek-bluz veya dize kadar elbise ve pantolon giyiniyorlar.
İranlı imamlar ince tülbent gibi kumaştan cübbeyle dolaşıyorlar.
Türkiyeli amcalar genelde gri renginde pantolon ve penye giyiniyorlar.

Nur-Talebeleri’ni bütün dünyadaki müslümanlardan ayıran özellik:
Kâbe’de ve Mescid-i Nebevi’de cemaatle namazdan sonra bütün dünyadaki müslümanlar ayağa kalkıp giderlerken, Nur-Talebeleri  tesbihatlarımı okuyorlar. En etkili kısa sureler, İsm-i Azam Duaları, salavatlar, değişik tesirli dualar…

Mescid-i Nebevi’de “Annemin sana selamı var Ya Resulallah” deyince, aklıma çocukluğumda komşu teyzelere selam iletişim geldi… Nasıl söylenir ki acaba diye düşünmeye başladım! Hanımlar Resullah Efendimizi her istediği saatte ziyaret edemiyorlar. Sadece sabah, öğle ve yatsı namazı sonrasında bölük bölük ziyarete izin veriyorlar.

Bu bölükler genelde her devletin grup başkanlarıyla oluyor. Ben İran, Asya ve Pakistan gruplarıyla da Resullah Efendimizi ziyaret ettim, problem olmuyor. Hanımların bazıları çok histerik ve huysuz. Her dilde bağırıp-çağıranlar, itekleyenler, birbirlerinin üzerlerinden geçenler bir hayli var. Ben biraz almanlaştığımdan ilk gittiğimde aval aval donukca etrafa bakıyordum …Bazı hanımlar tülbentlerinin ucunu duvara sürmeye çalışıyorlar. Kimisi İranlı hanımlar dilek şekerleri atıyorlar, saçma-sapan adetler.

Erkekleri daha iyi anlamaya başladım. Bir seferinde arkalarda bir Türk hanımın „Yavaaaş“ sesiyle irkildim ve gülümsedim. Kendimi Türkiye’de gibi hissettim…Peygamberimizin kabri bölümünde iki rekat namaz kılabilmek bir mucize, yer yok! Tıklım tıklım dolu!  Bir seferinde en son gruba katıldım ve biraz daha sakin ortamda dualarımı edebildim.

Kısa kısa gözlemler:

1- Otobüsler saatlerce beklerken bile motoru kapatmıyorlar.
2- İnsanlardan kolay kolay tiksinmem ama o kadar çok bakımsız ayak gördüm ki…Gerçekten midem bulandı…
3- Umre’yi organize eden teşkilat o kadar tecrübeli olmasına rağmen, birçok kargaşa oluyor. Keşke Almanları örnek alsalardı bu konuda!
4- Bir Türk amcanın yorumu: „Torba mı hareket ediyor yoksa benim başım mı dönüyor?“
5- Her yerde yerlerde yatanlara rastlayabilirsiniz. Kâbe’nin tam karşısında piknik yapanlara da rastlayabiliriniz. Hususi yemek getirtenler de mevcut…
6- Uyuyup uyuyup, abdest almadan namaz kılanlar var.
7- Hiç tanımadığım bir Türk kadını yüzüme bakıp bakıp, Kur’an okuyup okuyamadığımı sordu. Bana Kur’an okutturmak için sormadi o soruyu! O günden beri çok mu cahil bir görünümüm var acaba diye aynaya bakıyor ve gülüyorum…
8- Bazıları ayakkabılarını girişe bırakıyor, sonra hangi girişe koyduğunu unutuyorlar. Sonra da ayakkabım çalındı diyerek otele yalın ayak dönüyorlar.
9- Bazı hanımlar bebeklerini kucağına alarak namaz kılıyorlar.
10- Türk teyzelerin sürekli kaybolma korkusu var. Birçoğu da nedense sandalye üzerinde namaz kılıyorlar. Türk amcalar  böyle değillermiş.
11- İstanbul üzerinden uçtuk, Nihat Hatipoğlu’da bizimle aynı uçağa bindi.
12- Zemzem suyu bidonlarından su doldurmak insana eziyet veriyor. Daha kullanışlı bir model olabilirdi. Plastik bardaklar çok israf ediliyor.
13- Mescid-i Nebevi ve Kâbe gül kokuyor. Oralarda sabaha kadar ibadet etmek isterseniz, yanınıza yazlık ceket, içecek ve biraz da atıştıracak çerez filan alın.
14- Marketlerde ve bakkallarda meyve-sebze çeşitleri yok.
15- Bazı hocaefendiler, bazı hacılar kaçtıklarından pasaportları topluyorlarmış. Neyden kaçıyorlar ve oralarda tek başlarına ne yapacaklar? Başka ülkelere mi gidiyorlar acaba?
16- Kafileden birisi anlattı: Tavaf ederken yaklaşık 50 yaşlarında biraz kilolu Arap hanım yere düşmüş, vefat etmiş.
17- Medine’deki otelde Samanyolu ve Kanal7 seyredebiliyorduk, ama pek ilgilenmedim.
18- Türk hanımlara genelde „Ayşe  Abla“ veya „Fatma Abla “ diyorlar.
19- En kaliteli deri terliğinizin bile ipleri ve tutkalı sıcaktan açılabilir. Tamir ettiremezsiniz, böyle bir olanak yoktur! Mecburen orada plastik terlik satın alıp giyersiniz!
20- Hocanın dediğine göre hanımlar ihramdayken çoraplı olmaları gerekiyor. Böyle birşey rehberlerde yazmıyor!
21- Bazı yaşlı ve hastalar yerlere düşe-kalka namaz kılıyorlardı. Bu beni duygulandırdı.
22- Tavaf ederken her seferinde Kâbe örtüsüne sarılarak dua edebildim. İlk dualarım hep bütün müslümanlar için oldu.
23- Peçeli ve çarşaflı hanımlar gözüme asil, mağrur ve çok güzel göründüler…Almanya’dayken TV’de hiç de öyle bir intiba bırakmamışlardı…
24- Türkler hep birbirlerini arıyorlar.
25- Kâbe’ye doğru dua ederken bir Türk teyze bana „Ben de CD dinleyerek Kur’an’ı hatim ediyorum, ama Kur’an okuyamıyorum“ dedi…İstanbullu’ymuş. Kimi teyzeler ben tesbihat okurken yanıma gelip duama iştirak ediyor, amin diyorlardı. Kendileri okumasını bilmiyorlarmış. Üzüldüm.
26- Kâbe etrafında oturup normal günlük sohbetleri edenlere hayret ettim.
27- İlk tavafımız geceleyin ve dolunay zamanıydı. Artık dolunayı ne zaman görsem, aklıma Kâbe’yi ilk tavaf edişim geliyor…
28- Bir Türk amca Türk Bayrağı penyesiyle Kâbe etrafında dolaşıyordu. Güldüm!
29- Onsekizlik gençler ihramdayken sigara içmişler. Hoca kızdı.
30- Kâbe’de ilk cuma günü kendimi dua etmeye öyle bir kaptırmışım ki, biraz ileride iki Türk kadınının beni izlediklerini, dualarımı dinlediklerini sonradan farkettim! Bence bu bir edepsizliktir! Ben Rabia Filmi‘ndeki Fatma Girik miyim!?
31- Hayatımda ilk defa güneş gözlükleriyle namaz kıldım.
32- O sıcakta sinekler bile uçmuyorlar. Sadece büyük çekirgeler var etrafta.
33- Hintliler ve Bangladeşliler baharat kokuyorlar.
34- Ailecek çoluk-çocuk Umre’ye gelenler var.
35- Yanıbaşınızda haşlanmış yumurta yiyebilen olabilir! Yemin ediyorum ki burada yazdıklarımın hepsi gerçek, şaka değil!
36- Hocaefendi ihrama girmeden evvel dua ediyor: „…istiyoruh, ….diliyoruh,…niyaz ediyoruh….“ Ben tabii ki başımı öne eğerek çaktırmadan güldüm. Acaba hangi yöreye ait bir konuşma şeklidir bu? Bilmiyorum…
37- Bir abla Hac ve Umre’nin sevincini anlatıyor bana: Evlendim ve çocuklarım oldu, bundan daha büyük mutluluk olamaz demiştim. Ama burada yaşadığım sevinç, hayatta yaşadığım sevinçlerin en etkilisi ve en büyüğü oldu…
38- Sadece namaz kılınırken tavaf edilmiyor. Geri kalan bütün zamanlarda Kâbe her an gece-gündüz tavaf ediliyor.
39- Sıcakta sürekli Kur’an okumak, dua etmek insanın uykusunu getiriyor.
40- Bazı Türk teyzeler sıcakta yün yelekle dolaşıyorlar.
41- Kâbe’de yer olsa bile, -özellikle hanımlara- her yerde namaz kıldırtmıyorlar.
42- Bütün çöplerimi yanımda taşıdım, çöplük gördüğüm an boşalttım. Orada her yere her türlü çöpünü bırakanlara içimden kızdım.
43- İranlıların konuşmalarını Kürtçe’ye benzettim.
44- Bazıları çok kez tavaf ettiklerinde gurur duyuyorlar, seviniyorlar. Bana göre yapabildiğim tavaf sayısı değil, en güzel şekilde dualar ederek, içime sindirerek yaptığım tavaflar önemliydi. Tavaf ederkenki en etkili duygularım ve yaşadıklarım önemliydi. Öylesine birkaç dua mırıldanarak hızlı hızlı tavaf etmek bana göre değil.
45- Benden en önemli tavsiye: Hacca veya Umre’ye gençken gidin! Türkiye genelde huzur-evi sakinlerini gönderiyor!
46- Araplar Arapça konuştuğumda – Arapça’yı çok iyi konuşamasam da-  seviniyorlar. Birçok Arap Ülkeleri’nden insanlarla tanıştım. Türkiye halen çooook seviliyor!
47- Abdestimi bozmamaya çalıştım. Bu uzuuun saatler boyunca biraz zor. Günde iki defa abdest alıyordum.
48- Sürekli ibadet ettiğim, Kur’an ve dua okuduğum halde, hatim indirmeye vakit bulamadım.
49- Cadde kenarlarında oturup yemek yiyebilecek lokanta yoktu. Birkaç tane kızartma ve döner satan küçük yer vardı.
50- Türk Hava Yolları hosteslerinin bazılarının burunları havada! Aman da aman!

En heyecanlı anlar, duyguların en yoğun olduğu zamanlar:

1- Mescid-i Nebevi’yi ilk defa görmek…
2- Resullah’ı ziyaret…
3- Kâbe’yi ilk defa görmek… Kâbe örtüsüne değebilmek…
4- Kâbe’yi tavaf etmek…Tavaf anında en duygusal anlardan: Engelli birisinin el değnekleriyle tavaf edişini seyretmek…Kimisi tekerlekli sandalyede yaşlı anne-babasına tavaf ettiriyor. Kimisi kucağında bebeğiyle tavaf ediyor. Kimisi topallayarak tavaf ediyor…Karı-koca tavaf ederseniz, elele tutuşabilirsiniz.
5- Kâbe’de ve Mescid-i Nebevi’de secde etmek: Kalbimi her seferinde bir sıcaklık kaplıyordu…

En üzücü anlar:

Kâbe’ye ve Resullah’a veda anı…

Mekke ve Medine Almanların yönetimi altında olsaydı…

1- Her yerde abdest alma olanağı olurdu…
2- Hanımlar da Resullah Efendimizi her istedikleri saatte ziyaret edebilirlerdi…
3- Hanım polisler ziyaretçilere bağıramazlardı…
4- Hutbeler her dile çevrilirdi…
5- Her yerde bilgilendirici tabelalar olurdu…
6- Çok berrak, yakından çekilmiş güzel kartpostallar olurdu…
7- Her dilde kitaplar bulunurdu…
8- Kâbe’nin her tarafında engellilerin ve yaşlıların kendi başlarına inebilecekleri yollar olurdu…
9- Bütün otellerden Kâbe’ye kadar olan yolda toplu taşıma araçları 24 saat hizmette olurdu!
10- Zemzem bidonları insanın parmağını acıtmazdı…Ayrıca bidonlar  yerlerde olmazdı! Hasta ve yorgunları hiç düşünmüyorlar mı?
11- Yerler sert mermer yerine, daha başka bir malzemeden yapılırdı…
12- Havalandırma ve soğutma için daha başka teknoloji geliştirirlerdi…
13- Hanımlar köşelerde küçük mekanlara sıkıştırılmazdı…
14- Yollar daha düzenli olurdu…
15- Benzin asla israf edilmezdi!!!
16- Işıklandırma farklı olurdu…
17- Her yerde her dilde ilmi sohbetler olurdu…
18- Hanımlar tuvaleti yatsı namazından sonra kilitlenmezdi!
19- Tuvaletler yaklaşık yarım kilometre uzaklıkta olmazdı!
20- Tuvaletler alaturka olmazdı!!! El-Insaf!!! Orada ibadet ediyor insanlar!!! Bu ne rezalet!!! Birkaç alafranga tuvalet rezil halde tıkalı olmazdı!!! (Otel odasındaki tuvaletler iyiydi ama…)
21- Her yerde oturabilecek dinlenme yerleri olurdu. Orası Hac Dönemi’nde tıklım tıklım demeyin! Tıklım tıklım yerlere de oturma ve dinlenme tesisleri yapılabilinir!

Haber7 Sarayı’ndan dedikodular:

Ünal Ağabey, yayın yönetmeniyim diye öyle altın renginde kravat takmak da neyin nesi, firavunlara mı özeniyorsun? Biliyorum, ben işçi çocuğuyum diye beni hakir görüyorsun ama, sen sanki asil aileden mi geliyorsun! Köylüsün, daha da önemlisi keçi çobanısın! Sosyolojide  bile işçi sınıfı var, ama keçi çobanları diye bir sınıf bile yok! Sen sınıfsızsın be Ünal Abi!

Geçenlerde Yemen’e cariye pazarına uğramak için mi gittin? İstanbul’da cariyeden bol ne var, uzağa gitmene gerek yoktu. Yeter ki paran olsun! Sanki Hawaai’ye indiniz de, boynunuza çiçekli kordon takmışlar! Maşallah, ne de güzel yakışmış!

Yakında Ramazan Ayı giriyor. Eyvah, halin nice olur senin Ünal Abi? Ofisinde gizlice çiğ köfte yoğurursun seeeen!!! Yazılarımı oruç ayı girmeden yollasam olur mu? Ramazan’da seninle muhatap olmaktan korkuyorum.

Ha, bu arada Almanya’ya iftara gelmek istersen, her zaman buyurabilirsin. Ama çoluk-çocuk bütün Adıyamanlı sülaleni uçağa doldurup da gelme sakın. Ben biraz Alman gibiyim, kalabalıktan hoşlanmam. Allah ne verdiyse yersiniz. Alman havucu salatası yaparım, yanına da ketçaplı makarna. Tatlı olarak bisküvi ikram edebilirim. Sonrasında da çay. Fazla geç olmadan da otelinize dönersiniz lütfen…

 

27 Haziran 2010 23:23 – 55 Yorum – 10,696 Okunma
http://www.haber7.com/haber/20100627/Umredeki-Turk-kadinlarin-genel-adi.php

 

Mutlaka okuyun !

Prof. Osman ÖZSOY Hocanın 26 Şubat 2010 Tarihinde bu site de yazdığı yazıyı mutlaka okuyun. Merak edenler için aşağıda linkini veriyorum. http://www.haber7.com/haber/20100226/Peygamber-kabrine-ayaklarini-uzatinca.php

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 16:34 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

feya subhanallah

-başlık,konu bana yazıyı okuttu. Allah kabul etsin umreye gitmişsiniz. şirin,güzel hem bazı sevimsiz hatıralarınızın yanında nur talebelerindende sitayişle bahsetmişsiniz. yahu o nur talebelerinden hiç kimse a kızım güzel gören,güzel düşünür,güzel düşünen hayatından lezzet alır demedi mi? yada benim güzel kızım,habibin diyarının dedikodusunu yapma,yazma demediler mi? sadece güzel şeyler yaz. tebrik ediyorum.

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 15:31 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Ön yargılardan uzak olmak.

Umreye gelecek hacı adaylarımız hac ile ilgili kitaplr okusun ve varsa görsel kaynaklardan faydalansınlar. Peygamberimizin hayatını da okumayı ihmal etmesinler. ÖN YARGILARI bir kenara bırakarak gelsinler. Kabedeki süslemelere bakarak "acaba hac işareti var mı? yada İsrailin 6 köşeli yıldızı varmı?" diye bakan insanları görünce çok üzüldüm. yüzbinlerce insanın olduğu yerde ufak tefek aksaklıklar olabilir.Anlayışlı olabilsek ne güzel olacak.

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 13:25 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

gazze niye size batıyor…

Türkiyedeki asker şehitlere gelince hepsi türkmü içlerinde kürtlerde var…ayrıca ölenlerin çoğu bizim gibi dindar ailelerin çocukları size ne oluyorda utanmadan bizi türk düşmanlığı ile suçluyorsunuz..askerlik yaşına gelmiş 3 oğlum var muhtemelen askerliklerini doğuda yapacaklar..siz hastamısınız GAZZE veya MAVİ MARMARA nerenize batıyor?

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 13:21 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

devam…

evet umrede bir velinin kalbine istemedende olsa itiraz kabilinden şöyle bir düşünce geliyor bu kutsal beldeler neden bu bidat ehli vehhabilerin eline kaldı acaba diye?hemen ihtaren şöyle bir ilham alıyor…onlar namazlarını cemaatle kılıyor ve bunda devamlılığa gayret ediyorlar birde konuşmalarında dillerinden allah lafzını düşürmüyorlar..orada BİDAT EHLİ bile böyle .. ehli sünnet olduğunu iddia eden ülkemiz müslümanında ise namaz ve ALLAHı hatırlamak açısından durum vahim..suçlama değil durum tespiti bu

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 13:16 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İÇERİK DEĞİLDE YAZI GÜZEL…1

YAZARIN BAZI GÖRÜŞLERİNE KATILMIYORUM AMA yazı keyif veriyor bu bacımız yazmaya yetenekli,zeki,sevimli ve birikimli bir kıza benziyor..okurken keyif aldım…samimi buldum..ayrıca kadınlara yapılan haksızlıklar konusuna katılıyorum zaten bu her yerde böyle…gelelim suudilere ve hizmetlerine bence elllerinden geleni yapıyorlar..bu kadar yapabiliyorlar demekki..bu arada bildiğim birşeyi de sizlerle paylaşmak isterim belki birilerine birşey ifade eder…bir zamanlar umreye giden bir velinin kalbine….

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 13:08 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Valla anlamadım

Haber başlığında umre ziyareti geçtiği için okudum.Ama ciddi söylüyorum bu bayan gazetecimi yoksa haber7 de tanıdığı olan birimi anlayamadım.Medinede yaşayan biri olarak bu izlenimlere ve tespitlere nasıl ulaştı çok merak ettim…

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 02:20 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

HAMIDULLAAAAH!!!

Her yerde Gazze deyup durursun. Yok ondan bahsettinde gazzeyi niye yazmadin,yok turk okulu dedinde gazzeyi demedin.Neyle neyi kiyasliyorsun ki sen.Derdin nedir anlamadim.Simdi isril bayragi yakmayip,kahrolsun israil diye sokakta bagirmayan herkes supheli sana gore.Alakasiz heryerde arzi endam edip garip seyler yaziyosun.Sana oncede demistim,dogru soyle bize, Turk okullari kapansa cok mutlu olursun dimi? senin derdin keske gazze olaydi keske!!Ama yorumlarindan samimiyetin belli zaten….

Yorumun Devami

  • 30 Haziran 2010 01:13 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

3-erkeklere keyfiyet, kadınlara eziyet

iteklenmekten çok beni Kabenin avlusunda namaz kılıyoruz ya da Altınolukun altında kadın olarak duruyoruz diye ters ters bakan arap erkekler sinir etmişti. Hele Erkek bir arap polisin farz naamz vakti geldiği için Hacı Yallah demesi çok kalp kırıcıydı. Normalde bu uyarıyı kadın polisler Allak kabul vs. sözlerle teselli etmeye çalışarak yapıyor. Allahın mekanından aslında hakkı olmadığı halde o erkek polisin böyle hevesle kovması en çok sinir ve rencide olduğum durumdu. İnşallah bu feci durum değişir.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 23:07 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

2-erkeklere keyfiyet, kadınlara eziyet

erkekler de bu haksız ayrıcalıklarından vicdani bir rahatsızlık duymuyor olmalı ki bu aşırı bencil uygulamalar yıllardır sürüp gidiyor. Yetmiyormuş gibi Diyanetce katıldığımız bir sohbette Türk ama orada yaşayan bir prof hoca yüzlerce erkeğin arasında yazmayacağım kelimelerle bizi inanılmaz bir şekilde rencide etmişti. Kendimi umreye değil Arabistanın cahiliye devrine gelmiş gibi hissettim.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 23:02 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

evet:erkeklere keyfiyet, kadınlara eziyet

1-ben de bir ay önce umreye ilk kez gittim. M. Nebevide kadınlara az bir zaman ayrılmıştı. o yüzden o kutsal mekanda en çok idrak edilebilen izdihamdı. Fakat Mekkeye gelince kadınlara ayrılan az bir zamanın kıymetini anladım. Çünkü daha da kutsal olan o yerde Hacerül Esved sırasına yalnız erkekler giriyor, farz namazlarda kadınların asla Kabeye yakın olmasına izin verilmiyor, Altınolukun altında her zaman erkekler dua edebiliyor, namaz kılabiliyordu.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 22:55 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Güzellikleri taşımak2

buraları anlatırken hep şunu düşünürüm." acaba benim anlattıklarımdan etkilenipte Umre veya Hac ibadetinden vazgeçen kardeşim olabilir mi" bu nedenle de hep güzellikleri anlatmaya çalışırım. Benim anlattıklarımdan etkilenipte umre yapmya niyet edn bir kişi görmek beni mutlu eder. Zemzem konusunda haklısınız. ona bir çözüm üretilmeli 2 yıl önce daha güzel di bu işler. inşaat çalışmları devam ettiği için şimdilik biraz sıkıntılı.Ama biz tatile değil ibadete geliyoruz. orada beklemekte güzel

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 19:24 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Güzellikleri taşımak

yapıcı eleştirilere saygım var. yazınızın bir çok yerinde de gerçekten yapıcı eleştirlerde bulunmuşsunuz. Alman Hayranlığınız dışında. birde Kadınlarla ilgili anlattıklarınız da biraz anlayış gösterebilirsiniz. H.Esved taşı Kabe binasında ve onu ziyaret eden bayanlar var. Mescidi nebevinin arka tarafındaki otellerde kalan bayanlar için mescide gidip gelmek sorun değil. bence sizin otelin yerinde problem var. Hem Peygamberimiz zamanında da kadınlar arka tarafta namaz kılardı.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 19:20 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Bal arısı mı? sinek mi?

Bal araıları gezdikleri her yerde çiçekleri ve bal özünü algılar, bu nedenle arıların ayaklarına takılan çer çöpte polendir. sinekleri ise ben yazmayayım. 2 önce Mekke deydim. 2 gün sonra yine gideceğim.(Arabistan da yaşıyorum) ben hep güzellikleri görmeye çalışıyorum. Burayı Almanlar yönetse idi şuan iki masraflarımız en az 5 e katlardı. her şeyi paraya çevirirlerdi. cebine sadece yol parasını koyup umreye gelenler var. yemeklerini hayırsever araplar karşılıyor. konaklamayı ise sokakta yapıyorlar.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 19:16 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ALMAN BAYAN..YAZDIKLARIN GÜZEL DEEEEE…..

Acaba sen osmanlının yönetiminde veya şimdiki türklerin yönetimindei bir kabeyi neden nasıl hayal edemiyorsun?Kendini kabenin fatihi değil hademesi kabul eden Yavuz Sultan Selim han ismini duydun mu? Türkiyelisin ama almansın…nasıl oluyor da Türküm demekten imtina ediyorsun ama almanım diye adeta defalarca yazabiliyorsun?Sana soran oldu mu?Alman devleti seni bedava mı yolladı oraya propaganda yapasın diye?Neyse..Güzel yazmışsun sonuçta.Ama alman hayranlığın da benim midemi bulandırıdı.Afiyet olsun

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 16:21 – Toplam 1 kisi beğendi.
  • Beğen

MEHMET. SOYADIN GİBİ FAKİRSİN

Siz, daha yapılan bir yorumu anlama fakirisiniz dostum. Önce bir anlayın ne demek istediğimizi, sonra provakatör falan ilan edin. Hem merak ediyorum sen nesin acaba? Bazı konularda hassas olan insanlardan, başka konularda da hassasiyet beklemek mi kötü? Yurt dışında öldürülen bir Türk için yazı yazan yazar, Gazzeye giden şehidler için de bir yazı yazamaz mıydı? Sahi onlar Türk değil miydi?

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 15:39 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Ah İbadet Ah

Ya kardeşim sen ibadet etmeye mi gittin yoksa eleştiri bombardımanı yapmaya mı,Allah sana basiret versin.Güzel yapmış olduğun ibadaeti ve nasıl yapılmalı şeklinde anlaksaydın daha güzel olmaz mıydı.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 14:09 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Kadın her yerde aynı

Kadınların birbirini kıskanması kadar bir kıskançlık başka hiçbir canlıda yoktur herhalde. Bir de yazarımızın şu Alman hayranlığı abartılı olmuş. Türk kültür ve geleneğine yabancı oluşu yazısına yansımış. Mekke Almanların yönetiminde olsaydı yerine, şunlar şöyle yapılabilirdi deseniz daha şık olurdu. Bu kadar Alman özentisi fazla. Anadolu kadınının doğal hali Almanya doğumlu şık hanfendiye komik gelmiş. Olsun, biz gülmüyoruz. Analarımızı böyle daha çok seviyoruz.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 13:17 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

samimi buldum

İçtenlikle gözlemler aktarılmış ben samimi buldum.Henüz nasip olmadı fakat yazınız aydınlatıcı oldu.O zaman Almanlar bu durumda İslam hakkında olumsuz düşünürler sanırım durum ortada.. Naısl düzelir? Herhalde fert bazında düzelmeye başlayınca cemiyette düzelir Hac ve umredede bu düzelme kendini gösterir bekliyeceğiz hasretle..

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 11:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

insan davranışları gerçekten ilginçtir..

bir elinde cevşen geçmiş kabenin karşısına duaları okurken..diğer gözü yarı açık şekilde..bizim türk hanımların ilginç hareketlerini izlemek..kadar keyifli hal olamaz yaaa..harikalar yaratmışşsın orada..keşke senin o duygularını ve gözlemlerini ben yaşasaydım..İnan o kadar hoş yazmışsınki..bacım gazetecilik yanını konuşturmuşsun..Bize oradan en taze ve en ilginç haberleri getirdin..sanki okuyunca kendimi orada buldum..o atmosferin ruhani ve beşeri iklimini doya doya koklayarak kendimden geçtim..sağol varol.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 11:00 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

tarafeyn..

zehra bacı..makaleni okuyunca..sabah sabah çok güldüm..Allahda senin yüzünden o sevimli gülücüklerini hiç eksik etmesin bacım..Hele o..Kızım sen Kuran okuyormusunu soran hanım efendiye karşı..ayna karşısına geçip kendine bakman..o kadar hoş ifade olmuşki..teyzeler beni nasıl görüyor acabayı cevaplamışşsın..ben olsam gülmekten karın ağrıları geçirirdim..Bilselerdi karşılarında duran bu kız..Nurun müdakkik bir alimi, kevnin satırlarını harf harf okuma seviyesini çoktan geride bırakmış..efazılı beni ademdir..

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 10:39 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

tebdili kiyafet önersem

Yazınızı çok beğendim başınıza gelen talihsiz durumlar içinde üzüldüm. Bence bir daha ki sefere gittiğinizde erkek kıyafetleriyle gidin daha rahat edersiniz. Yazınızdan çok istifade ettim. Çok teşekkürler

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 10:13 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

bazı ifadeler zirva 2

Siz hiç ölmeyecekmiş gibi paralarına para katan zengin müslümanları kutsal beldelere farz ibadetlerini yapmadıkları için kınayacağına fakir insanları rencide etme hakkın yoktur. Çünkü 1400 yıl önce hacca giden sahabilerin ayaklarında sizin kullandığınız terlikler ayakkabılar yoktu. Lütfen biraz dikkat.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 08:50 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Allah rahatlık virsin :)

bu gariban kaçar ,seninle yazışmak,fikirlerinden istifade etmek bana çok şey kattığı gibi keyifde vermiştir.yüreğine,bileğine sağlık.ben senin yerinde olsaydım seni defalarca afaroz etmiştim sen prensipli,birikimli ve beyfendi bir insansın.(tüm sevimsizliğine rağmen ) :)

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 01:05 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Kınıyorum seni!

Ben bir kere sevimsiz değil, sadece biraz cinsim:) Gündüzü değil geceyi severim. Yazı değil kışı, ilkbaharı değil sonbaharın sonunu severim. Pırıl pırıl güneşli bir havayı değil, yağmurlu, karlı,sisli,puslu,fırtınalı havayı severim. İstanbulu teftiş ve teşrif edeceğim günler havanın berbat olmasını tercih ederim. (Size göre) Berbat havalarda parklar,korular sokaklar tenha oluyor. Ben de rahat rahat kimseye bulaşmadan, asabım bozulmadan dolaşıyorum. Böylesine antisosyal bir insandan çok şey bekliyorsun:)

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 00:47 – Toplam 0 kisi beğendi.

 

 

 

 

 

yakın markaj idare vaziyetleri

ben samimiyetten çok kadınsı yaklaşımlar görüyorum.tamda bir kadının bıdı,bıdı modunda bedduayla karışık söyleyebileceği türden şeyler.ünal bey için söylediklerinide şirin görünme çabasıyla karışık latife yaklaşımı.bilmen lazım medyada böyle paslaşmalar iyi pirim yapar.bakma her ne kadar sen sevimsizliğin nedeniyle kişisel takılmasanda ellerin HAKİKİ yazarları bile yazılarını kişiselleştirebiliyor. biliyorum fazla oluyorum,sıkıyorum belki ama naapayım sana takılmazsam işim rast gitmiyor :) kıllık paraylamı.

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 00:19 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Neden samimi diyorum?

" En sinir bozucu durum: Kâbe&8217yi tavaf derken bazı histerik hanımların beni iteklemesi!… Umarım tavafları için çok sevap almamışlardır! " Bu satırları herkes yazmaya cesaret edemez. Zehra hanım içindekileri olduğu gibi dışa vuruyor. Yazısındaki bu görüşlerine katılmıyor ve acımasız buluyorum ama bunları çekinmeden söylemesi de hoşuma gidiyor. Ben olsam ben de o gıcık kadınlara çok kızardım ama inşallah çok sevap alamamışlardır diye şaka da olsa bedduada bulunmazdım..

Yorumun Devami

  • 29 Haziran 2010 00:07 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Kaçılın!..Zehra bacı tozu dumana katmış geliyor.

Bu kızın yazılarını seviyorum. Kendime pay çıkarmak için değil ama bu kızcağız da benim gibi deli dolu yazıyor. Yazarken önüne kim ve ne gelirse çiğneyip geçiyor. Nabza göre şerbet vermesini bilmiyor. Bilse de tenezzül etmiyor. Kendi doğruları neyse onları yapıyor, yaparken de züccaciye dükkanına giren fil gibi davranıyor. Darma dağınık yazsa da çok samimi yazıyor. Sahici yazıyor. Şimdiye kadar bir yalakalığını görmedim. Ünal Tanıka yalakalık yapmayan kimseye yapmaz.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 23:58 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

güzel

Çok hoş ve sevimli bir yazı olmuş,duygularınızı ve yaşadıklarınızı samimice anlatmışsınızkadınlar hakkındaki düşüncelerinize katılıyorum.Hep arka plandayız,ezilen tarafız…Bunun sebebi bence erkekler ve erkeklerin böyle olmasına sebep olan kadınlar.Kendimiz için üzülüyorum ve erkekleri kıskanıyorum.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 23:41 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

ve biliyormusun

sendede bu takıntılardan accık var,haddim değil ama özeleştiri yapmanda fayda var.birde sende eksik olan en önemli şey empati eksikliği.kendi düşünce ekseninde olan olaylarda kullandığın empatiyi bizlerden hep esirgiyorsun.şeyh sait haberinde maksadı aşan inancını tehlikeye atan yorumlarına rastladım.üzüldüm bir gerçeği anlatmaya çalışırken haksız duruma düşmemelisin.bunu bizim gibiler yapsa çok önemli olmayabilir.lütfen karizmaya halel getirmeyelim efem.empati ve sempatiyle kalın efem :)

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 23:40 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

başlık işide yormaya başladı

ülkemiz insanında olan bu takıntının altında tc nin ilanından beri dayatılan türk ve türkçülük yatıyor diye düşünüyorum.devamen türk ve türkçülüğü sürekli ön planda tutan partilerimiz var.bu iki neden insanlarda alerji oluşturmaya yetiyor.yoksa aslında kimsenin direkt olarak türklükle bir sorunu yok.osmanlı döneminde türkün çağrıştırdığıyla tc deki türkün çağrıştırdığı çok farklı.haçlı alemi türk denildiğinde osmanlıyı,islama kendini adamış bir milleti anlıyordu.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 23:31 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Türkçe olimpiyatına bile ırkçılık nazarıyla bakıyorlar.

Çünkü orada Türkçe kelimesi geçiyor ve yabancılar güzel Türkçemizi öğreniyorlar diye rahatsız oluyor. Türkten,Türkçeden,Türke ait değerlerden bu kadar rahatsızlık duymak inanılacak gibi bir şey değil. Bu şahsın en büyük dileği yazarın içinde Türk ya da Türke ait bir şey geçmeyen bir yazı yazmasıymış. O kelimeyi görünce rahatsız oluyor. Yani, artık kızamıyorum da. Takıntısı bu dereceye varmış bir insana kalkıp da ne diyeyim? Diyebileceğim ve dileyebileceğim tek şey şifadır. Elden başka bir şey gelmiyor.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 21:02 – Toplam 1 kisi beğendi.
  • Beğen

İlk zamanlar sürekli olarak kendimi sorgular

acaba bazılarına Türk takıntılı demekle kendi siyasi geçmişimdeki takıntılarımı mı kamufle etmeye çalışıyorum derdim. Hatta çoğu zaman da kendime kızardım. Aradan biraz zaman geçince kendime haksızlık yaptığıma tam olarak inandım. Bazı insanlarda gerçekten Türk takıntısı var. Hangi kompleksin, hangi yanlış din anlayışının ürünüdür bilmem ama bu takıntı kendilerini küçük düşürmekten başka hiç bir işe yaramıyor. Yaramadığı gibi hastalığın ilerleyen evrelerinde Türk düşmanlığına dönüşüyor. Kötü bir durum.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 20:52 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Hamdullah Dargın!

H. Dargın gibi provokatörler moralinizi bozmasın gençler. Gözler kör olup bakışlar bulandı mı kimseye laf anlatamazsınız. Böyle kişilerin sırf etrafa saldırarak hayat buldukları, bundan beslenip tatmin oldukları çok açık. SONUÇ: Selam deyip geçmeli. MÜSBET HAREKETE DEVAM!

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 16:26 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

BENDE ÜNAL BEY KISMINA TAKILDIM

Üst taraf güzel, ben almanlar kısmınada bişey demem , kısmen doğru söylemiş yazar ama şu " ünal ağabeyyyy" kısmı bence bozmuş yazıyı. Böyle bir eposta bence sadece iki kişinin birbirine göndereceği cinsten birşey.Burda bu kadar insana okutmak hem iyi bir düşünce değil,hemde zaten çok komik bir şey değil. Sevimli olayım derken gereksiz samimiyet gösterilerine bence gerek yok.En azından burada.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 16:14 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

TALHA CANLI

Dostum yorumu bir daha oku istersen. Terkedip gitmeye gelince, galiba kalplerdekini okuma yeteneğiniz var. Hiç görmediğiniz ve tanımadığınız insanlar hakkında peşin hüküm vermek kadar vahim bir şey var mı acaba?

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 14:10 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

HASAN FEYZİ

Kardeş, dünyayı türkleştirme projesine talip olan hareketin içinde yok mu ingiliz, israil ve abd ajanları…Diyalog ve hoşgörü hareketinde yok mu bunlar? Cia ajanları tarafından korunan bir liderin hareketi, mossad ve cia ajanlarından arınmış mı oluyor? Kafa tutmaya gelince arkadaşlar, biz devletten değil müslüman yazarların tavrından bahsediyoruz burada.Ve en önemlisi,kalplerdeki hastalıkları,zihinleri bulandırmak için pazarlayanlara dikkat edelim diyorum…

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:57 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

NUR YÜZLÜ ŞEHİDİME NURLU VEDA 3

Biz zulmün her türlüsünü lanetliyoruz ve mazlumları,dini ne olursa olsun savunuyoruz ve savunmalıyız.Sadece kendi ırkımızdan olanları dile getiriyorsak,burada bir problem vardır. Yazara sitemim,NUR YÜZLÜ ŞEHİDİME NURLU VEDA yazısı gibi bir yazıyı,başka coğrafyaların islami davası için şehid olanlar için kaleme alınmamış olması.Burada ister istemez bunu düşünüyoruz.Bir saldırı sonucu şehid edilen bir kardeşimiz için gösterilen hassasiyet,dünyanın en zalim ülkesi tarafından yapılan barbarlıkta nedengösterlmyr

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:48 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

NUR YÜZLÜ ŞEHİDİME NURLU VEDA 2

Ben bu yorumu yaparken, yazıya bir eleştiri yapmadım. dönüp farklı konuları dile getirmemizin nedeni,bu konuların turnusol kağıdı gibi asit ve bazları ayırt etmesi ile alakalıdır.Öncelikle bizim rotamızı ne belirliyor bu tespiti yapmak lazım.Referansımız İslam mı,Milliyetçilik mi?Bizim için öncelik soy-kavim akrabalığı mı,din kardeşliği mi? Örneğin filistin için hiç bir yardım kampanyasına imza atmamış bir yardım kuruluşu kırgızistan için yardım kampanyası başlatıyorsa oturup düşünmek lazım değil mi?

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:43 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

23 MADDE EN ÖNEMLİ TESBİT

23- Peçeli ve çarşaflı hanımlar gözüme asil, mağrur ve çok güzel göründüler. Evet yakın bir zamanda gitmiş biri olarak söylüyorum evet gerçekten öyle… Yanlız yazar, Eğer Almanlarda olsaydı diye döktüğü maddeler için Almanları değilde bizim Ankara belediyesini referans gösterseydi yine yeterdi, İlla Gavurla kıyasa gerek var mı? bilmiyorum. Belki Almanyada yaşadığı içindir ama yinede gerek yok. Zaten o vazifeye layık olmadıkları anda Cenab-ı Hak o hizmeti Suudun elinden alır, demek şimdilik idare ediyor.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:38 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

hamdullah beye

Hamdullah Beye de bir çift sözüm var.Zamansız çekilen kılıç sahibine zarardır.. şu an senin memleketinin israile kafa tutacak ne maddi ne manevi gücü yok..bunu bilesin..uçağını tankını israili amerikası modernize ederken ve cami bombalamaktan bahseden paşaların varken ne ile kafa tutacaksın..gazze gemisi ile gidenlerin pek çoğu halis niyetli idi ama içlerinde ingiliz ajanları mossad ajanları da vardı..bu böyle biline..3-5 aya herşey daha berrak belli olur..FERASETSİZ İHLAS FELAKETDİR diyorum nokta.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:08 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

murat garipoğlu ve hamdullah beyler

Avrupa seyahatinden dönen Mehmet Akife bizimle batıyı kıyaslamasını istediklerinde Mehmet Akif "İşleri bizim dinimiz kadar sağlam dinleri bizim işimiz kadar çürük" derken akif özentiden veya özgüven eksikliğinden bunu söylemiş diyebilir misin , ne kadar alakasız anlamszı bir eleştiri yapıyoruz farkında mıyız.Zehra hanımı tebrik ediyorum , izlenimlerini çok güzel paylaşmış , Allah hepimize beden ve kalbimizle umre-hacc nasip etsin inşallah…

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 13:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Teşekkürler

Elinize sağlık, büyük bir zevkle okudum.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 12:57 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

DİMAĞINA SAĞLIK

Zehra kardeşim muhteşem bir gözlem yapmışsınız.En muhteşemi de bunu kaleme alarak bizlerle paylaşman.Adeta duygu ve düşüncelerimi kaleme alınmış gibi algıladım. Almanlara olan hayranlığın dışında.Aslında hayranlığın Almanlara değil de sistemli çalışmalarına galiba.Ben de keşke Almanlar da müslüman olsaydı diye dua edeceğim. Bu yazını da izin verirsen arşivime eklemek istiyorum.Selam ve sevgiler.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 11:09 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

OZENTI OZENTI OZENTI

Baskasina ozenmek ve bunu defalarca dile getirmek ozguven probleminin yansimasidir.Kendi milletini asagilamak ise gorugusuzlugun ve cahilligin gostergesidir. Allah cc umrenizi kabul etsin

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 10:28 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Hamdullah !!

Yazar hanim Umre macerasini farkli bir uslubla kaleme almis ve paylasmis.Dönüp dolasip alakasiz bir konuya baglayip provake etmenin alemi ne? Basinda Türk olunca her yapilandan niye rahatsiz oluyorsun.Türk okullari ile Gazze olayinin birbirine muadil oldugunu nerden cikartiyorsun. Hem Nur yüzlü sehidime diye kaleme alinan yazidaki kisi Türk okullariyla da alakasi yok. Tüm dünyadaki Türk okullari kapansa sevinirsiniz herhalde. Bizde Israille savasa girsek ülkeyi ilk terkeden de siz olursunuz bence….

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 10:03 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

NUR YÜZLÜ ŞEHİDİME NURLU VEDA

Bu başlıkla kaleme aldığın yazını okumuştum ve çok beğenmiştim. Sahi sen MAVİ MARMARA şehidleri için de bir şey yazdın mı? Şehid olmak için illa ki Türk Okullarında görev almak ya da Türkçe olimpiyatları düzenlemek mi gerekiyor. Sahi, başında veya içinde Türk ya da Türk davası geçmeyen olaylar, yazmanız için bir anlam ifade etmiyor mu? Yani siz bir yazı yazarken illaki içinde Türk olgusu mu olması gerekiyor?

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 08:49 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İBB

bırak almanyayı eğer mekke ve medinenin yönetimi ibb de olsaydı innaılmaz harika ve zevkli şeyler yaşardık,tüm dünya müslümanlarıda imrenirdi,bu suudilerin bidat hassasiyetine tamamda pisliğe ne demeli,RABBİME layık mekanlar gibi olacağı günleri özlemle bekliyorum,Hanımlara haksızlık yapıldığı görüşüne katılıyorum.

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 08:46 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

: )

Yav sende buyun olumsuzlukları dizmişşin sıraya hayat hikayenle baslamısın bir defa ahmet hakanla basladıysan söze sözun sonuda belli dostunu söyle bana san akim oldugnu söyliyeyim demiş buda oyle birşey işte Ha bu arada sanırım surekli nereli oldugnu soyluyorsun yani sana cok askıntılıkmı var onumu dyorsun: ) yav kim ne yapcak nereli oldugnu kişi kişi yazdıgna bakar ırkına bakmaz rahat ol

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 08:15 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Almanyada büyümüş birinden Kabeyi dinlemek

bambaşka bir zevk veriyor insana…Belkide bende oraya gitseydim aynı şeylerin dikkatimi çekeceğinden eminim…böylelikle inşallah nasip olurda gidersem bu yazıyı hatırlayacağım…bakalım bir eksiği bir fazlası varmı :) Ama anlattığı çok şeyi zaten diğer memleketlerin müslümanlarındanda dinlemiştim Türk Hacılarıyla ilgili: Çok yaşlı, yabancı dil bilmeyen, ne arapça ne ingilizce vs. Ama çok güzel şeylerde anlatıyorlar onlarla ilgili…

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:48 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Allah kabul etsin..

herşey güzel..herşeye eyvallah ama.. şu almanlar kısmı…bütün bu anlattıklarınızı bir çırpıda sildi süpürdü..bırakın bu alman sempatizanlığını..

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:30 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Özellikle bir tespitine Almanya yüzü görmememe rağmen katılıyorum.

Hem haccın hem umrenin organizasyon işini Müslüman ama orjinal Almanlara verseler çok ama çok iyi olacağını zannediyorum. Hansları beğenmeyiz falan ama bu millet çok disiplinli ve organize bir millet. Hiç bir işi şansa ve oluruna bırakmıyorlar. İş konusunda çok ciddiler. Aslında her konuda ciddiler. Alaaddinin lambasını bulsam ve içinden çıkan cin hangi milletin müslüman olmasını istiyorsun diye bana sorsa tereddütsüz Almanlar derim. Doğululardaki gevşeklik onlarda yok. Kızan kızsın,çok da umurumda sanki!

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:26 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Bu kız ne biçim bir şey böyle?

" Ünal Ağabey…altın renginde kravat takmak da neyin nesi, firavunlara mı özeniyorsun?… ben işçi çocuğuyum diye beni hakir görüyorsun ama, sen sanki asil aileden mi geliyorsun! Köylüsün, daha da önemlisi keçi çobanısın! Sosyolojide bile işçi sınıfı var, ama keçi çobanları diye bir sınıf bile yok! Sen sınıfsızsın be Ünal Abi!.. iftara gelmek istersen, her zaman buyurabilirsin. Ama çoluk-çocuk bütün Adıyamanlı sülaleni uçağa doldurup da gelme sakın… " Olsun, olsuuun. Olsun de mi?

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:20 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

defalarca umreye gitmiş bii olarak yazınızı kısmen doğru olsa da çoğunlukla basit, taraflı ve lakayt buldum. kendi fikirlerinizi gerçekler gibi yansıtmışsınız.Ayrıca başkalarıyla olan hesaplarınızı başka iletişim yollarıyla halletmelisiniz. Bir de birilerini yüceltmek adına bütün dünya müslümanları hakkında -hem de tanımadan- yazmamalısınız. Daha profesyonelleşmeniz dileğiyle…

Yorumun Devami

  • 27 Haziran 2010 23:54 – Toplam 0 kisi beğendi.


Allah kabul etsin..

herşey güzel..herşeye eyvallah ama.. şu almanlar kısmı…bütün bu anlattıklarınızı bir çırpıda sildi süpürdü..bırakın bu alman sempatizanlığını..

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:30 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Özellikle bir tespitine Almanya yüzü görmememe rağmen katılıyorum.

Hem haccın hem umrenin organizasyon işini Müslüman ama orjinal Almanlara verseler çok ama çok iyi olacağını zannediyorum. Hansları beğenmeyiz falan ama bu millet çok disiplinli ve organize bir millet. Hiç bir işi şansa ve oluruna bırakmıyorlar. İş konusunda çok ciddiler. Aslında her konuda ciddiler. Alaaddinin lambasını bulsam ve içinden çıkan cin hangi milletin müslüman olmasını istiyorsun diye bana sorsa tereddütsüz Almanlar derim. Doğululardaki gevşeklik onlarda yok. Kızan kızsın,çok da umurumda sanki!

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:26 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Bu kız ne biçim bir şey böyle?

" Ünal Ağabey…altın renginde kravat takmak da neyin nesi, firavunlara mı özeniyorsun?… ben işçi çocuğuyum diye beni hakir görüyorsun ama, sen sanki asil aileden mi geliyorsun! Köylüsün, daha da önemlisi keçi çobanısın! Sosyolojide bile işçi sınıfı var, ama keçi çobanları diye bir sınıf bile yok! Sen sınıfsızsın be Ünal Abi!.. iftara gelmek istersen, her zaman buyurabilirsin. Ama çoluk-çocuk bütün Adıyamanlı sülaleni uçağa doldurup da gelme sakın… " Olsun, olsuuun. Olsun de mi?

Yorumun Devami

  • 28 Haziran 2010 00:20 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

defalarca umreye gitmiş bii olarak yazınızı kısmen doğru olsa da çoğunlukla basit, taraflı ve lakayt buldum. kendi fikirlerinizi gerçekler gibi yansıtmışsınız.Ayrıca başkalarıyla olan hesaplarınızı başka iletişim yollarıyla halletmelisiniz. Bir de birilerini yüceltmek adına bütün dünya müslümanları hakkında -hem de tanımadan- yazmamalısınız. Daha profesyonelleşmeniz dileğiyle…

Yorumun Devami

  • 27 Haziran 2010 23:54 – Toplam 0 kisi beğendi.


2

Mayıs

474 Okunma

AglamaBebekim

Yıllardan beri hac veya umre yapmış kişilere oralarda ne gibi duygular yaşadıklarını soruyordum… Cevaplar hep ‚ „Anlatılmaz, yaşanır“ oluyordu. Ben oralara gittiğimde yaşadıklarımı anlatacağım diyordum…
Kâbe’yi, tavaf edenleri, sa‘y yapanları izleyerek (ve elbette kendim de yaşayarak!) yazdıklarımı paylaşıyorum… 

Kâbe’yi duygusal izlemek…
(29 Mayıs 2010, 22:15, Kâbe’yi seyrederek yazdım)

Kâbe…En güzel bir nakış…
Kâbe…Doyumsuz bir bakış…
Kâbe…Tılsımlı bir âlem…
Kâbe…Ruha akseden kalem…
Kâbe…Bana seslenen yâren…
Kâbe…Gözlere bir ziyafet…
Kâbe…En asaletli asalet…
Kâbe…En zarif zerafet…
Kâbe…Çok hassas bir duygu…
Kâbe…En dokunaklı doku…
Kâbe…En güzel koku…
Kâbe…En derin anlam…
Kâbe…En hoş bir ilham…
Kâbe…Mükemmel bir nağme…
Kâbe…En doyurucu  haz…
Kâbe…En etkili bir etki…
Kâbe…En leziz bir lezzet…
Kâbe…Kuvvetli bir teselli…
Kâbe…En güzel bir vaad…
Kâbe…En hassas bir dokunuş…
Kâbe…Sonsuz bir Rahmet…
Kâbe…Halis bir  sevgi…
Kâbe…Parıltılı bir saray alemi…
Kâbe…Işıl ışıl nurlu kandil…
Kâbe…Cennetten bir köşe…
Kâbe…En kutsal  mekan…
Kâbe…En güvenilir  güven…
Kâbe…Çok farklı bir soluk…
Kâbe…En sıcak secde…
Kâbe…En hisli  hissiyat…
Kâbe…En hoş bir nefes…
Kâbe…En tatlı yudum…
 

kullanKâbe’yi tavaf…
(31 Mayıs 2010, 13:55, Tavaf edenleri seyrederek yazdım, aynı zamanda Kâbe’yi kendim tavaf ederken gözlem ve hissettiklerim…)

Kâbe’yi tavaf…Ruhun arınışı…
Kâbe’yi tavaf…Kalbin sızlanışı…
Kâbe’yi tavaf…En içten bir yalvarış…
Kâbe’yi tavaf…En halis bir haykırış…
Kâbe’yi tavaf…Ulvi bir akış…
Kâbe’yi tavaf…Yıldızlar altında bir tırmanış…
Kâbe’yi tavaf…Bir dua deryası…
Kâbe’yi tavaf…Samimiyetin nidası…
Kâbe’yi tavaf…Zerrelerin dolanışı…
Kâbe’yi tavaf…Binlerce istiğfar çığlıkları…
Kâbe’yi tavaf…Ruhun okşanışı…
Kâbe’yi tavaf…Salavat tekrarları…
Kâbe’yi tavaf…İçten bir ağlayış…
Kâbe’yi tavaf…Âlemlerde kutsal yürüyüş…
Kâbe’yi tavaf…Ebediyyeti düşünüş…
Kâbe’yi tavaf…Tekrardan bir diriliş…
Kâbe’yi tavaf…Küfre karşı direniş…
Kâbe’yi tavaf…Bambaşka bir bilinç…
Kâbe’yi tavaf…Günahlardan arınmak….
Kâbe’yi tavaf…Resulallah’ı anmak…
Kâbe’yi tavaf…Hakimiyyeti hissederek susmak…
Kâbe’yi tavaf…Beytullah etrafında güzel bir iz bırakmak…
Kâbe’yi tavaf…Ebediyyete koşmak…
Kâbe’yi tavaf…Bütün varlıklarla coşmak…
Kâbe’yi tavaf…İmanın en öz şekli…
Kâbe’yi tavaf…Tövbenin en halisi…
Kâbe’yi tavaf…İslam’ın dinamikliği…
Kâbe’yi tavaf…İmanın diriliği…
Kâbe’yi tavaf…En yakın yakınlık…
Kâbe’yi tavaf…Hacer-ul Esved selâmı…
Kâbe’yi tavaf…Hakikatin hareket ve kelâmı…
Kâbe’yi tavaf…Hayatın özünde bir dönüş…
Kâbe’yi tavaf…Adım adım ibadet…
Kâbe’yi tavaf…En güzel işlere niyet…
Kâbe’yi tavaf…Ne güzel bir teslimiyyet!

Cemaatle Kâbe ve Mescid-i Nebevi’de namaz…

Kur’ân’ı yudum yudum içmek…
Ayet yankıları içinde titremek…
Hakimiyyet ve rahmeti çok yakinen hissetmek…
Ayetlerin ilmek ilmek ruha işlenmesi…
Bütün müslümanlarla ‘Amiiin’ demek…
Lezzetle namaz kılmak…
Kalp ile solumak…
Nur ile dolmak…
 

kullan
Safa ile Merve arasında say etmek

İyiliğe koşmanın en halis hali…
İtaatin en güzel beyanati…
Allah’ı bütün sıfatlarıyla anma hali…
Hakikatin en suratli hali…
Küfürden kaçma hali…
Resulallah’a biat hali…
Günahlara pişmanlık hali…
Şeytanın çatlama hali…
Allah’a koşma hali…
Şerefle şereflenme hali…
Nur ile nurlanma hali…
En tatlı yorgunluk hali…
Sonrasında mağfiret ve ebediyyet…İnşaallah… 

Not: İsrail’in Türk yardım gemisine saldırısını ve şehit haberlerini Mekke’deyken aldık, çok üzüldük. Beytullah önünde topluca dualar ettik, amin dedik. Beytullah’ı tavaf ederken ve Kâbe karşısında oturarak da çok etkili dualar ettim. Mavi Marmara’daki  herkesi zalimlere boyun eğmedikleri ve kahramanca direndikleri için  buradan canı gönülden tebrik etmek isterim. Şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim.

Başka bir not: Almanya’da nişanlanan ve evlenenlere hac-umre hediye etme gibi bir gelenek oluştu. Türkiye’de de böyle bir hediyeleşme var mı bilmiyorum. İyi bir fikir olduğunu düşündüğümden  paylasayım dedim.

Bu da tavaf ederken aklıma geldi: Türkiye’de böyle birşey var mı bilmiyorum. Hac-Umre fonu yapıp, isteyen herkesin oraya bir miktar para bağışı yapması. Sonra maddi gücü yetersiz olanların fona müracaat edip, çekilişe (Noter destekli) katılmaları. Böylelikle oralara gitmeyi çok arzu edip de maddi gücü olmayanların istekleri gerçekleşebilir diye düşünüyorum.

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

16 Haziran 2010 19:11 – 9 Yorum – 7,346 Okunma

http://www.haber7.com/haber/20100616/Kbe8217yi-duygusal-izlemek8230.php

 

toprağı paylaşamayan insanoğlu..daha çok savaşır..

Zehra bacı..makalen Ülkenin yine infiale uğradığı bir zaman denk geldi..İnsanlar feryat etselerde..olayı öyle görmeyenlerde var..Tembelliğe alışmış Türk askerlerinin kabiliyetinin sürekli geliştirilmesi için uygun altyapıda lazım..ancak bu gibi saldırılarla eksikliklerinizi ikmal ederek..büyük hatalara geçit vermezsiniz…genel savaşlarda orduyu test etmek bu millete büyük bedellere malolmuştur..çanakkale ve Sarıkamış sözde kutsal şehitleri andığımız şeyler..Bizlerin ne kadar beceriksiz olduğunun kanıtıdır.

Yorumun Devami

  • 19 Haziran 2010 14:22 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Hacc-ı Ekber

Kabeyi ziyarete bu kadar övgüden sonra, insan aklına "acaba bundan daha büyüğü var mı?" sorusu gelebilir. Var. Bizzat Allahın zatını ziyaret. Yani "Vuslat". Zengin-fakir herkes eşittir bu ziyarette. Sadece samimi bir dilek: "Ya rabbi, sana ulaşmak istiyorum" diye. Olaylar çorap söküğü gibi kendiliğinden gelişir. O zaman Yunus gibi:"Ballar balını buldum, Kovanım yağma olsun" der insan.

Yorumun Devami

  • 18 Haziran 2010 16:38 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

herkes

yaşadığını sizin kadar anlatmada maharetli olmayabilir,yaşayanlardan Allah razı olsun.sizde harika bir his ve akıcı bir uslupla anlatmışsınız çok teşekkürler. Allah razı olsun.

Yorumun Devami

  • 18 Haziran 2010 15:04 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

herşeye olumsuz bakanlar

Şu herşeye olumsuz bakanlar tuhaf insanlar. Hanımefendi umre izlenimlerini paylaşmış, hem de çok samimi ve içten. bunda bile kusur arayanlar bence kusuru bakmasın arısalı isanlardır. Zehra Kardeşim umrenizi Allah mübarek etsin

Yorumun Devami

  • 18 Haziran 2010 09:06 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

İslam tüm emirlerine uyulması için gelmiştir.

tesettür, niye yok tesettür.

Yorumun Devami

  • 18 Haziran 2010 05:37 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

yeterince

eğer maksadınız kabenin insanlar üzerindeki etkisini arttırmaksa önce sizi çekimine almalı değilmi?yani tebliği etiiği hakikati yaşamalı değilmisiniz? yok eğer maksadınız umrenizi duyurmaksa duyduk tamamdır.yada maksadınız bunun için övgüler koşulmasını beklemekse AFERİN kabenin en son ihtiyaç duyacağı şey temsil ettiği dini yaşamayan insanların övgüsüdür.sadece ruhsal edinimler bırakması hoşunuza gidiyorsa birde yogayı deneyin..

Yorumun Devami

  • 17 Haziran 2010 14:02 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

yeniden doğuş gibi…

hayatın tanzimine.yeniden niyet etmek..güzel bir şeydir..Umrenin Ulu taşları bu sancılı doğuşun müjdecisi olsa gerek..ama bu hiç bir şey yapmamak ve hiç bir şeye karışmamak anlamındamıdır?..Umreye gidenlerin imar ve icada, üretime ait işlerden günah olur diye el etek çekmesi, onları gavurlara devretmesi, günahları onlara yükleyen müslüman tembelliğine mazeretmidir..Umreyede giderim, ama İlahın mamelekutundeki sırları, ona isyandır diyen müslümanın ideolojik söylemini..zerre miktar kaale almadan keşfederim.

Yorumun Devami

  • 17 Haziran 2010 14:01 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Ne güzel yazmışsınız.

Eee artık bu güzel izlenimlerin ve duyguların üzerine tesettürede girersiniz inşaallah

Yorumun Devami

  • 17 Haziran 2010 09:36 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

YÜCELER YÜCESİ ALLAHIM HER MÜSLÜMANA NASİP ETSİN GİTMEYİ BANADA AMİN

İMKANIM OLSA BUGUN GİDERDİM allhım bana zenginlik ver ailemi sülalemi götüreyim işallah bu toprakları ziyaret etmeden canımı alma amin

Yorumun Devami

  • 16 Haziran 2010 19:24 – Toplam 0 kisi beğendi.

 

/emp

2

Mayıs

254 Okunma

AglamaBebekim

Birisi zulmün sembolü, diğeri huzurun… Birisi nefret dolu, diğeri sevgi… Kimmiş dedim, kimmiş aydınlığı karanlığa benzeten?! Neymiş efendim, Churchill de Hitler’e karşı mücadele vermişmiş! Ben şimdi size öyle bir mücadele vereceğim ki…O ağzınızı sonsuza dek kapatacağım!
 

A. Hitler  sinirsel duygusuz bir mahlukat canavarı…
R.T. Erdoğan duygusal şefkat dolu bir devlet adamı…

A. Hitler’in kurduğu zihniyet yırtıcı-yıkıcı gamalı haç sembollü…
R.T. Erdoğan’ın kurduğu parti yapıcı-aydınlık ampüllü…

A. Hitler 2. Dünya Savaşı’nı başlattı!!!
R.T. Erdoğan dünyada en büyük barış sürecini başlattı!!!

A. Hitler kapılar açıldığı halde kapattı…
R.T. Erdoğan kapılar kapandığı halde açtı…

A. Hitler’in yaptıklarından bütün kiliseler halen utanıyor…
R.T. Erdoğan her yerde umutla anılıyor…

A. Hitler  karakter analizlerine göre neurotik-psikopat!
R.T. Erdoğan  uluslararası analizlerde örnek bir diplomat!

A. Hitler kafadan en çirkin ses ile nefret kustu…
R.T. Erdoğan kalpten en hoş nidayla vurdu…

A. Hitler soğukta ateş saçtı…
R.T. Erdoğan ateşte ferahlattı…

A. Hitler sosyaldarvinist düşünceyle sadece en güçlülere yaşam hakkı verdi…
R.T. Erdoğan yeni anayasa taslağıyla en güçsüzleri güçlendirmeye söz verdi…

A. Hitler Führerkult ile neredeyse kendisine taptırdı…
R.T. Erdoğan İslam’ın nişanıyla hakka kucak açtırdı…

A. Hitler dostları bile düşman etti…
R.T. Erdoğan düşmanları bile dost etti…

A. Hitler 2 Mayıs 1933’de sendikaları kaldırdı…
R.T. Erdoğan yeni anayasa taslağıyla sendikalara daha fazla haklar tanıdı…

A. Hitler zalimler ordusunu  kurdu…
R.T. Erdoğan zalimlere mahkeme yolunu açtı…

A. Hitler kendi kurduğu NSDAP Partisi haricinde bütün partileri kapattı ve yasaklattı…(Haziran/Temmuz 1933)
R.T. Erdoğan yeni anayasa taslağıyla parti kapatmayı zorlaştırmayı planladı…

A. Hitler’in soyu kurudu, ömrü boyu zina yaptı…
R.T. Erdoğan  helâlinden yuva yaptı…

A. Hitler 1923’de başarısız bir darbe girişimi yaptı…
R.T. Erdoğan darbe girişimlerine öfke saçtı…

A. Hitler 15 Eylül 1935’de kanuni olarak ırkcılığın yolunu açtı…( Nürnberger Gesetze)
R.T. Erdoğan ırkcılığı zayıflatıp, kardeşliğin yolunu açtı…

A. Hitler Alman Bayrağını bile değiştirdi…
R.T. Erdoğan bayrağı şereflendirdi…

A. Hitler enflasyonu Yahudilerin varlıklarına el koyarak, köle olarak çalıştırarak, savaş endüstrisiyle yendi…
R.T. Erdoğan enflasyonu/finansal krizleri zeki planlarla ve barış diplomasisiyle yendi…

A. Hitler Yahudilerin altın dişini bile söktürdü…
R.T. Erdoğan Avrupa krizle sarsılırken Türkiye’yi güldürdü…

A. Hitler’in döneminde Yahudilerin derisinden abajur, saçlarından terlik bile yapıldı…
R.T. Erdoğan döneminde yetim-öksüzlere evler yapıldı…

A.Hitler ardında yakılmış-yıkılmış bir Almanya bıraktı…
R.T. Erdoğan onarılmış ve gelişmiş bir Türkiye bırakacak…

A. Hitler dönemi yapılanlardan Almanlar halen utanç duyuyor…
R.T. Erdoğan dönemi yapılanlardan biz halen gurur duyuyoruz!

A.Hitler öldüğünde arkasından dua bile edilmedi…
R.T. Erdoğan vefat ettiğinde müslümanlar ona Kur’an okuyacak, şereflice uğurlanacak!!!

Not: Kendisini Winston Leonard Spencer-Churchill’e benzetene katılıyorum. Churchill’in 1. Dünya Savaşı’nda yaptıklarına bakıldığında çok doğru bir tesbit diye düşündüm…

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

 

21 Mayıs 2010 10:15 – 10 Yorum – 4,380 Okunma

http://www.haber7.com/haber/20100521/Adolf-Hitler8217i-RT-Erdogan-ile-karsilastiriyorum.php

 

Peki kim hitlere benziyor?

Zehra hanım ın tespiti mükemmel, ama Türkiyede hitlere öznenler var. Elinde yeterince malzemede olduğuna göre,iyi bir analizden sonra o karşılaştırmayıda yapar.

Yorumun Devami

  • 23 Mayıs 2010 23:56 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

sefkatmi?Türk bayragi ne zaman sereflenmemis??

sayin basbakan okadar sinilirliki,almanyada bir holdingzedenasil sefkat elini göster´digini gördük, Türk bayragi ne zamandan beri sereflenmedik,o atalarimizin kanlariyla kutsal bir bayrak oldu,bu bayrak basbakan sereflendirmedi. T´ürkiye en fazla kücülme onun zamaninda oldu 2008 13,8 kücülme olduu

Yorumun Devami

  • 23 Mayıs 2010 23:49 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

güzel bir tesbit olmuş

hiçbir partiye oy vermeyen bir kişi olarak bu tespitleri desteğimi sunuyorum… doğru devlet adamını tasvir etmiş… ne olmaması gerektiğini de çizmiş.

Yorumun Devami

  • 23 Mayıs 2010 11:55 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

benzeyen hiçbir özellik yok

hitler birini hatırlatıyor ama bu kesinlikle tayyib değil …..? kim olduğunu anladınız değilmi ?

Yorumun Devami

  • 22 Mayıs 2010 22:05 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

hitler

bir de benzerliklerini yazsaydı yazı tam olurdu

Yorumun Devami

  • 22 Mayıs 2010 20:55 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

açıkfark

karşılaştırma yerinde ancak sanki bir kaç eksik var gibi geliyor bana…ülkmizdeki yerli hitlerlede karşılatırılsaydı eksik giderilmiş olurdu….. ama yinede hakkını vermek gerekirse güzel biryazı…..

Yorumun Devami

  • 22 Mayıs 2010 19:11 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

iki gücün arasında üçüncü gücü istemek..

Dünyada iki güç paylaştırılmıştır..parasal güç ve askeri güç..Devlet sadece parasal gücünü vatandaşa devredebilir..milyar dolarlık zenginler ortaya çıkarır ama..o kadarcık anca..Askeri güçle bir günde zenginlerin mal varlığına el koyar, isimleri tarihin tozlu raflarına kaldırabilirsin..Askeri güçle desteklenmeyen hiç bir aktivite size dünyada egemenlik devrettirmez..biz GARİBAN vatandaşlar ise..BERLİN de hakimler var denilen hukukcuk türküsünü söylemekle kendimizi kandırırız..yani sıfırız Zehra bacı işte..

Yorumun Devami

  • 22 Mayıs 2010 10:44 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Aliya İzzet Begoviç

Çok doğru demişsin ama şu da var Napolyon ne demiş PARA, PARA, PARA ve ünlü bir çilingir ne demiş PARA HER KAPIYI AÇAR yani sen paradan haber ver gerisi teferruat yani :)

Yorumun Devami

  • 21 Mayıs 2010 23:34 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

haber7 yi kınıyorum,herşey para değildir

herşey aklıma gelirdi de medyum reklamı alacağnız 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. aşk aile getirme bağlama evlilik kısmet açma 7 günde kesin sonuç ha? ah haber7 ah,ne deyim?(Gaibden haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan kimse, büyücü gibi günaha girer.) [İbni Mace](Kâhinlik yaparak alınan para haramdır.) [Buhari]Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür.) [Buhari]Kuran da hadisler de büyüyü sihiri men etmiştir.Allah ıslah etsin siz yapmayın lütfen!

Yorumun Devami

  • 21 Mayıs 2010 17:49 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Güzel olmuş olmasına da..ama

Zahirde hitlerin yaptıklarının bunlar olduğu söylenebilir ama üzerinde anlaşılan bu komplolar, Churchill, Stalin, Roosvelt yahudilerinin ziyonist amaca ulaşmak için Avrupa genelinde oynadıkları savaş oyunuydu..Bunuda biliyorsunuz değilmi güzel yazar. Benden size bir tüyo, acaba neden holocost inkarcılığı bir suçtur?

Yorumun Devami

  • 21 Mayıs 2010 15:15 – Toplam 0 kisi beğendi.
2

Mayıs

127 Okunma

AglamaBebekim

Ey benim en güzel gençlik yıllarını Nurlu hizmete adamış Nur yüzlü şehidim, Acı haberini aldığımda üzüntüden eridim, Dualar-salavatlar getirdim, Böyle hizmet erlerine çok hasretim, Benim yaptığım ne ki, sen canını verdin, Ölüm bana da aniden geliverir diye titredim… Gözümde hiç birşeyin değeri kalmadı o anda, Sorguladım kendimi, ne yaptın sen şimdiye kadar bu dünyada?! Hayırlı bir işin var mı Rabbinin katında?
 

Cevdet/Kerem Kardeşim,

Haber 7’ye yazmaya başladığımda gönderdiğin samimi mailinle beni ne kadar sevindirmiştin, hoşgeldin demiştin… Sıcak kalbini ilk o zaman hissetmiştim…
Edebi olmayan yazılarıma dahi‚ „zarif“ diyebilecek kadar efendi birisiydin…
Bana yazdığın maillerde her kelimeye azami özen gösterirdin…
Haber 7’yi „aile“nden sayıyor ve „beynelmilel platformumuz“ olarak görüyordun…
Buradaki yazıların dahi senin için bir hizmet idi…

Herkese ulaşabilmek için çırpınıyordun…
Herkesi iyiliğe davet ediyordun…

O telaşlı koşuşturmaların arasında bile bana hep destek vermiştin…
Tebrikler-öneriler gönderip, bana hep sabrı telkin etmiştin…
O sıcak kalbinin her köşesi kimbilir ne kadar güzellikler doluydu…
Bazen Ünal Ağabey’den, haber 7’den  bahsederdik…
Bazen güler, bazen hüzünlenirdik,
Hizmeti en iyi şekilde yapmaya çalışırdık…

Hiçbir yazının manşetten verilmediğini yazmıştın bana,
Şehitlik haberin manşetten verildi Cevdet Kardeşim…
Ama sen Rabbimiz katında ebediyyen en güzel manşetlerdesin,
Dünya manşetleri nedir ki Kur’ân şehitlerinin yanında?!

Böyle bir yazıyı kaleme alacağım aklımın ucundan bile geçmezdi…Dün geceden beri ağlıyorum. Sadece yazışmalardan tanıdığım Cevdet benim en has Nur Kardeşlerimdendi. Ona en sonki mailimi nisan ayında yazmış, yazılarını özlediğimi dile getirmiştim… Allah senden razı olsun kardeşim, bana en güzel şekilde örnek oldun. Hakkını helal et nur yüzlü kardeşim…
Sen hain saldırı sonucu KAN KAYBINDAN vefat etmişsin Cevdet Kardeşim…
Ama ben kan kaybından DEĞİL,  İMAN KAYBINDAN ölenlere acırım…

Allah seni en güzel şekilde mukafatlandırsın, kabrin nur dolsun…
Yaptığın iyilikler senin yanında kıyamete dek güler-yüzlü dost olarak eşlik etsin. Amin.
Yapabildiğim bütün  hizmetlerin sevabından sana da ölene dek göndereceğim inşallah…

Yüzüne Kur’ân’ın Nuru aksetmiş Cevdet Kardeşim,
En içten dualarımla gönderiyorum seni sonsuz Rahmete…
Yaptığın iyiliklerin ücretini kat kat alacağın sonsuz mutluluk cennetine…

Cevdet’in ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına  başsağlığı  ve sabr-ı cemil diliyorum…
Cevdet’in de bizzat aile olarak gördüğü Haber7 ailesine  başsağlığı diliyorum…

Kurâniyye‘ye temessük edip hizmet eden, yüz şehit sevabı kazanabilir…(Lem‘âlar)

 

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7  
zyavuz@ymail.com

 

bir sehidi yoladik sonsuz alem-i bekaya

Zehra hanim ne güzel ifade etmissiniz duygularinizi, bizler de size katiliyoruz. ALLAH mekanini cennet eylesin insALLAH. Rabbim bizlere de Kuran isiginda bir "ölüm" nasip etsin. Selametle…

Yorumun Devami

  • 14 Mayıs 2010 18:08 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Cevdet bu saatlerde nurlu kabrine konuluyor…

Cenaze namazi cuma namazindan sonra Filipinlerde kilindi. TRde saat 7 iken, Filinpinlerde saat öglen 1 idi. Ruhuna El-Fatiha. Ben de ona güller ve dualar yolladim bu saatlerde…Kabrinde cennet bahcelerini musahede etsin insallah. amin.

Yorumun Devami

  • 14 Mayıs 2010 09:11 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

şehidin profili…

hep şehitler aynı ailelerden aynı profilde çıkıyor galiba…bazı aileler de sadece general yetiştiriyor bu memlekete.bazen generaller de şehit oluyor yine aynı profilde.

Yorumun Devami

  • 14 Mayıs 2010 00:02 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

mekanın cennet olsun

inna lillahi ve inna ileyhi raciun.rabbim mekanını cennet etsin.ne güzel bir ölüm dava uğruna,islam uğruna hicretetmiş olub oralarda can vermek rahmeti sonsuz olan rabbim bu kardeşimize rahmet bizleride istikamet üzere olmayı nasib etsin.allah gani gani rahmet etsin.

Yorumun Devami

  • 13 Mayıs 2010 03:36 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

kaderin hükmü

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.Yeri doldurulması çok zor ufku dünyayı kuşatan abimize Allah gani gani rahmet eylesin dünya için üzüldüm abim için sevindim.tanıyıpta sevmiyen varmıdır abi cevdet abimizi.ölümünle bile hizmet ettin güzel abim.CEnab-ı hak toprağa atılan tohumu bile öldürüp yerine binlerle gönderiyor inş. senin yerinede cevdetler gönderir.

Yorumun Devami

  • 12 Mayıs 2010 23:10 – Toplam 0 kisi beğendi.
  • Beğen

Allah razı olsun

Allah razı olsun ablacığım kalbimize hislerimize tercüman olmuşsunuz hepimizin başı sağ olsun bir nur talebesi….

Yorumun Devami

  • 12 Mayıs 2010 20:58 – Toplam 0 kisi beğendi.

12 Mayıs 2010 18:58 – 6 Yorum – 7,039 Okunma

http://www.haber7.com/haber/20100512/Nur-yuzlu-sehidime-Nurlu-ved.php

2

Mayıs

93 Okunma